Arşiv

Monthly Archives: Aralık 2011

Dün gece saat 3.00 sularında elinde bir alet çantasıyla bir hindi çiftliğinin tel örgüleri etrafında düşünceli ve heyecanlı bir halde volta atarken rastladığımız Gaffar Hatip’e geçtiğimiz yıl hakkında ne düşündüğünü ve önümüzdeki yıldan beklentilerinin neler olduğunu sorduk. Göğsünü şişirip dudak büken Hatip sözlerine şöyle devam etti:

Dün bugündür.

ve koşarak uzaklaştı.

19 – 26 Aralık 1978 tarihleri arasında 111 kişinin öldürüldüğü ve yüzlerce insanın yaralandığı Maraş Katliamı sonrası yaşananlar üzerine 24 Aralık’ta Ankara’da bir basın toplantısı düzenleyen AP Genel Başkanı Süleyman Demirel bir gazetecinin “Meydana gelen olaylarda sağın payı yok mu?” diye sorması üzerine şu cevabı verir:

Devlet radyosu, AA ve hükümet resmen olayı sağın üzerine yıkmaya çalışmaktadır. Türkiye solculuk yokken rahattı. Fitnelik yoktu. Devlet ceza veremez hale geldi. Solculuk çıktı, CHP’nin himayesine girdi. Türkiye bu duruma geldi.

Yine bir gazetecinin “Yani şöyle yazsak -Anarşinin arkasında sağcı da solcu da olsa karşıyız- kabul eder misiniz?” şeklinde bir soru yöneltmesi üzerine Demirel şöyle devam eder:

Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz. Böyle bir şey demiyorum. Sadece cinayet işleyenlerin yakasına yapışın. Cezalarını verin diyorum. 

AKP Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen, 20 Mayıs 2011 gecesi telefonla bağlandığı STV Haber’de, bir süredir polemik yaşadığı Kemal Kılıçdaroğlu’nu televizyonda canlı yayında karşılıklı tartışmaya davet ettikten sonra, bundan kaçışın olmadığını şu sözlerle ifade etti:

Ben insanın karşısına havadan gelebilirim, uçakla veya paraşütle. Karadan gelebilirim, motosikletle veya arabayla. Denizden gelebilirim sualtı kıyafetimle. Kaçacak yer yok. Biz adamı ana rahmine kadar kovalarız sırasında tamam mı? Bu kadar.

Hakkari, Çukurca saldırısının ardından 20 Ekim 2011’de Başbakan Tayyip Erdoğan, medya sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle görüştü. Toplantıya Aydınlık, Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerinin temsilcileri davet edilmedi. Toplantının ardından bir açıklama yapan Erdoğan, medyanın teröre hizmet etmemesinin yollarını konuştuklarını söyledi ve şöyle ekledi:

Elbette bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bunu, anti demokratik buluruz. Biz otokontrol yoluyla milli bir meselede medyanın da milli bir duruş sergilemesinin mücadeleye güç katacağına inanıyoruz. Nasıl ki biz terörle mücadele ederken demokrasi-güvenlik dengesini azami derecede gözetiyorsak, medyanın da halkın haber alma özgürlüğüyle terör propagandası arasındaki dengeyi gözetmesini bekliyoruz.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ 26 Ekim 2009’da, domuz gribi önlemleri hakkında düzenlenen basın toplantısında şu önerilerde bulundu:

Bireysel tedbirlere çok ciddi biçimde dikkat etmemiz lazım. Bunların başında el yıkama geliyor. Bir de şu el sıkışma ve öpüşme adetinden beş ay vazgeçmeyi ben bütün toplumumuza öneriyorum. Çünkü ellerle hastalığın bulaştığını biliyoruz. Uzaktan da birbirimize sevgimizi gösterebiliriz. Sıcakkanlı bir halkız, biliyorum bunun zorluğunu, ama beş ay birbirimize sarılmayı, öpüşmeyi, el sıkışmayı erteleyebilirsek hastalığın yayılma hızının azalmasında yararlı olacağına inanıyorum.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan  28 Aralık 2011’de katıldığı Büyükelçiler Konferansı’nda bir konuşma yaptı ve cari açık sorununa şu şekilde değindi:

Bizim de suratımızda malesef bir tane sivilcemiz var. O sivilce biraz da apse yapmış durumda. Ne yapalım her güzelin bir kusuru olur. Bizim kusurumuz olacak. Ama biliyoruz o kusurun ne olduğunu. Ama biliyoruz onun ne olduğunu. Üzerine gitmek için yoğun çabalar sarf ediyoruz. Çok değişik, yeni metodlarla çalışıyoruz. 

Kendisinden bir önceki Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın hükümlü haklarına kısıtlama getiren bir genelge yayımlaması ve sonrasında bunu protesto için bazı cezaevlerindeki hükümlülerin ölüm orucuna başlaması üzerine 15 Temmuz 1996’da Eşkişehir Özel Tip Cezaevi’ni ziyaret eden dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan cezaevi koşullarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak

Cezaevleri otel değildir

dedikten sonra, tutuklu ve hükümlülerin daha iyi cezaevleri koşullarını talep etmeleri konusunda da şöyle konuştu:

Türkiye’de bazı kesimlerce tabutluk olarak tarif edilen, ama incelemem neticesinde batıdaki mükemmellerin en mükemmeli olan bir cezaevi gördüm…. Özel Tip Cezaevi’ndeki siyasilerin dışındaki tutuklu ve hükümlülerin hiçbir şikayeti olmadığını, cezaevi yönetiminden de memnun kaldıklarını gördüm. Bu mekanlarda insanların kendi evindeki rahatlığı araması abestir.