Arşiv

Monthly Archives: Ocak 2012

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, iki ülke arasındaki işbirliğini geliştirmek amaçlı gerçekleştirdiği Rusya ziyaretinden 27 Ocak 2012’de dönerken uçakta sözü Türk-Rus evliliklerine getirdi ve şöyle söz etti:

İki ülke ilişkilerini daha da geliştirmek için Türk- Rus evliliklerinin sayısını artırmak önemli. Rus gelinler Türk aile yapısına çok uygun. Rus aile kültürü, Türk aile kültürüne çok yakın. Rus gelinler eşlerine çok bağlı, saygılı. Danışmanlarımdan biri de Rus gelin aldı. Ayrıca benim hanımın çok sayıda Rus hastası var. Onun da gözlemleri Türk aile yapısına çok uygun oldukları yönünde.

Dönemin Refah Partili Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe 10 Kasım 1996 günü partililere yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Hakim güçler ‘Ya bizim gibi yaşarsın, ya da her türlü fitneyi, fesadı içinize sokarız’ diyorlar. Bu yüzden de Refah Partili bakanlar bile kendi dünya görüşlerini bakanlıklarına yansıtamıyorlar. Bu sabah ben de resmi görevim, sıfatım nedeniyle bir törene katıldım. Süslü püslü görünüşüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. İnancımıza saygı duyulmadığı, sövüldüğü bir dönemde, içim kan ağlayarak bugünkü törenlere katıldım. Belki Başbakanın bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Bu düzen değişmeli. Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz. Gün ola harman ola, Müslümanlar içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmesin.

Karatepe 28 Şubat sürecinde bu konuşması yüzünden 1 yıl hapis, 5 yıl siyaset yasağı cezası aldı.

ABD Temsilciler Meclisi’nde gündeme gelen Ermeni soykırım tasarısına karşı görüşmeler yapmak için ABD’ye giden heyette yer alan CHP milletvekili Şükrü Elekdağ 6 Ekim 2007 tarihinde tasarıya karşı şu önlemlerin alınması gerektiğini savundu:

Türkiye’den besleniyorlar. Her gün Erivan’dan İstanbul’a bavul alışverişi için geliyorlar. 70 bin Ermenistan vatandaşı Türkiye’de kaçak olarak çalışıyor. Bunların Türkiye’de kalmalarına izin veriyoruz. Bunu söyleyince, ‘Göndermek insanlığa aykırıdır’ diyorlar. Bizim bir kaçak işçimizi Fransa’da bir gün tutarlar mı, hemen geri gönderirler. Onların yaptıklarının insaniyetle ilgisi var mı? Birkaç yüz tanesini gönderin, sonra birkaç yüz tanesini gönderin. Türkiye’nin istedikleri gibi oynayacakları bir ülke olmadığını görsünler.

MHP Afyonkarahisar İl Başkanı Ahmet Ertürk ise  Fransa Ulusal Meclisi’nde kabul edilen Ermeni soykırım tasarısıyla ilgili 24 Ocak 2012’de yaptığı açıklamada benzer bir öneri getirdi:

İşi sadece insani boyutlarla ele almamak lazım. Devletimizin her konuda öncelikle Türk milletinin menfaatlerini gözetmesi gerekir. Çalışma Bakanı’na seslenmek istiyorum. Türk gençleri asgari ücretli bir iş bulabilmek için her kapıyı çalarken 100 bin civarında olduğu söylenen kaçak Ermeni işçileri derhal sınır dışı etmelidir. Yaklaşık 100 bin Ermeni şu anda Türkiye’de kaçak işçi olarak çalışmaktadır. Bunların çalışmasına göz yumulması haklı bir gerekçe olamaz. Artık bu işin insani boyutu falan yok. 

DYP Başkanı Tansu Çiller ve Başbakan Tayyip Erdoğan’da Ermeni işçilerle ilgili benzer açıklamalarda bulunmuşlardı.

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ve eski Özel Harp Dairesi Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu 23 Eylül 2010 tarihinde Habertürk’te yayımlanan bir röportajında Fatih Güllapoğlu’nun 1991 yılında yayımlanan kitabı Tanksız, Topsuz Hareket’te kendisiyle ilgili yer alan ifadelerle ilgili konuştu. Kitapta Yirmibeşoğlu’nun 6-7 Eylül olaylarını “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi” olarak nitelendirdiği öne sürülüyordu. Yirmibeşoğlu bu iddiaları şu açıklamayla yalanladı:

Gazeteci bana ‘Bu olay neden yapıldı?’ diye sorunca ona akademik düzeyde konuştum. Şunun için yapılır dedim; ‘eğer bir yerde halkın galeyana gelmesini, bir mukavemet hareketini göstermesini arzu ederseniz sizin saygın değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp’te bir kural vardır; halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs’ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela. 

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller 7 Ekim 2000 tarihinde Eskişehir’de Sanayi Odası’nca düzenlenen teknoloji ödülleri töreninde ABD Temsilciler Meclisi’nin gündeminde bulunan Ermeni soykırımı tasarısıyla ilgili konuştu ve tasarıya misilleme olarak şu öneriyi sundu: 

Bugün ülkemizde 30 bin Ermeni vatandaşı var. Ermeni asıllı Türk vatandaşları benim birinci sınıf vatandaşımdır. Bütün azınlıklar benim birinci sınıf vatandaşımdır. Türk vatandaşı ise; vatandaşlık hakkı vardır. Ama Ermeni vatandaşları var. 30 bin. Bunlar işadamı, Türkiye’de gelip iş yapıyorlar. Ya bunları seferber edip Ermenistan’a yollayalım veyahut da bunları sınırdışı edelim, onlar uğraşsın biraz. Yani bunun gibi bir çok çözüm var, bunları tartışmak istiyoruz Sayın Başbakan ile.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Polonya’ya ziyareti sırasında, 14 Mayıs 2009’da Türkiye’deki Ermeni işçiler konusunda şu açıklamayı yaptı:

Şu anda benim ülkemde 40 bin kaçak Ermeni var. Niye bunlar bizim ülkemize gelip girdiler. Çünkü Ermenistan’da sıkıntı büyük, sefalet var. Şu anda bizim ülkemizde barınma mücadelesi veriyorlar. Gerekirse geri de göndeririz ama biz böyle bir şeyi insani yaklaşım olarak doğru bulmuyoruz.

16 Mart 2010 tarihinde BBC Türkçe’ye verdiği röportajda ise ‘Ermeni Tasarısı’ nedeniyle yaşanan siyasi krize dair görüşlerini anlatırken, Türkiye’de ‘izinsiz’ çalışan Ermenistan vatandaşlarına karşı izlenebilecek muhtemel bir sınırdışı politikasını şu şekilde özetledi:

Bakın benim ülkemde 170 bin Ermeni vatandaş var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz bin Ermenistan vatandaşını biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine ‘Hadi siz de memleketinize’ diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar… Ülkemde de tutmak zorunda değilim.

Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Galatasaray’ın Milan’ı 2-0 yenerek Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline çıkmasının ardından, 8 Mart 2001’de Antalya’da şu şekilde konuştu:

Futbolcular müthiş bir performans gösterdi ve çok akıllı oynadılar. İstediklerini de aldılar. Kutluyorum ve hepsini tek tek öpüyorum. Galatasaray, Türkiye’nin her alanda nasıl başarılı olabileceğini göstermek açısından da çok önemli bir şey yaptı. CHP de Türkiye’nin Cim Bom’u olacak. Bundan sonra CHP ve Türk halkı el ele çok büyük işler yapacak.

Baykal 14 Nisan 2011’de, Galatasaray’ın tarihinin en kötü sezonunu geçirdiği dönemde de aday listelerini eleştirenlere şöyle yanıt verdi:

Nihayetinde bir takım kuruyorsunuz. Bizim çok değerli insanımız var. Buradaki ince mesele, liste yaparken sadece çok değerli insanları bir araya getirerek sonuç almak mümkün değildir. Her insanın belli niteliklere sahip olması, belli temsiliyetleri taşıması, belli ilişki potansiyelini ortaya koyması lazım. … Sadece değerli insanları bir araya getirelim, onlardan takım kuralım dersek Galatasaray’a döneriz. Herkes çok yeteneklidir, herkes çok başarılıdır, üstün kabiliyetlidir ama bir araya getirdiğiniz zaman olmayabilir.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 27 Ekim 2011’de DSİ Genel Müdürlüğü’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Kamuoyunda bir yanlış anlayış var. Sanki hidroelektrik santraller suyu tüketiyor, dereyi kurutuyor. Bu yanlıştır, özellikle belirtmek istiyorum. Ayrıca barajlara karşı da bazı çevreler tarafından tepki var. Bu da fevkalade yanlıştır. Barajlara karşı çıkmak cinnettir.

Eroğlu bu tespitini ilk kez, Çevre ve Orman Bakanı olduğu dönemde, 24 Ekim 2010’da Keçiören’de katıldığı bir açılışta dile getirmişti:

Önümüzü kesmek isteyenler var. Ben buna şaşıyorum. Bu bizim kendi kaynağımız, temiz kaynağımız. Ucuz ve yenilenebilir bir kaynak. Hidroelektrik santrallerine karşı çıkmak kesinlikle cinnettir. Çevrenin tahrip edilmesi asla söz konusu değildir.