Arşiv

Monthly Archives: Şubat 2012

1992 Hocalı katliamını anmak üzere düzenlenen ve çağrısı günler önce İstanbul’un çeşitli semtlerinde “Ermeni Yalanına Kanma” sloganıyla bilboardlarda, gazetelerde tam sayfa ilanlarla yapılan miting 26 Şubat 2012’de Taksim’de gerçekleşti. Mitinge katılan binler “Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz”, “Bozkurtlar Burada, Hrantlar Nerede?”, “Hepimiz Ogün Samastız”, “Türke kefen biçenin ölümü korkunç olur” dövizleri ve “Bugün Taksim, yarın Erivan… Bir gece ansızın gelebiliriz” pankartı taşımıştı. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in de konuşma yaptığı mitingin ırkçı ve nefret dolu söylemine yöneltilen eleştirilerin ardından 28 Şubat’ta Başbakan Tayyip Erdoğan AKP grup toplantısında mitingi şöyle değerlendirdi:

İstanbul’daki mitingde marjinal ve münferit birkaç pankartın olması Hocalı katliamına dair acımızı ve dayanışmamızı gölgelemeye yetmez. Etnik kökenine, inancına bakılmaksızın her bir vatandaş birinci sınıf vatandaştır. Biz Hocalı katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Bülent Arınç’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına verdiği önergede, “Son yıllarda ülkemizde yerli dizilerde özellikle gayrı meşru çocuk olgusu, çocuk sahibi olan kadının masumiyeti ve mağduriyeti zemininde meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Hükümetinizin bu durumu önlemeye yönelik bir çalışması var mı?” diye sordu. 14 Aralık 2011’de Erdem’in sorusuna cevaben RTÜK Başkanı Davut Dursun yazılı olarak şu açıklamada bulundu:

Dizilerde işlenen marjinal temalar, bunlara ilişkin tespitler yayıncılarla paylaşılmış ve özdenetim için çağrıda bulunmuştur.

Dursun devamla diğer hususlarla birlikte marjinal temalı diziler hakkında yayın kuruluşlarının uyarıldığını bildirdi.

8 Ocak 1996 tarihinde Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın Alibeyköy’de yapılacak cenaze törenini izlemekle görevli olan Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe sarı kartı olmadığı ve polise mukavemet gerekçesi öne sürülerek gözaltına alınmış ve gözaltında polis dayağı sonucu hayatını kaybetmişti. 10 Ocak 1996’da Star TV Haber’e konuşan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ise Göktepe’nin aslında hiç gözaltına alınmadığı şu sözlerle savundu:

Gözaltına alınanları kamerayla tespit etmiş. O kamera kayıtlarına baktırdım arkadaşlara, gözaltı listelerini incelettirdim. Kesinlikle gözaltına alınış kaydı yok. 

Eski Başbakan Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te yaptığı basın toplantısında terörle mücadeleye karşı nasıl bir strateji izleyeceklerini şu sözlerle açıkladı:

Türkiye milis hareketine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketi ile karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.

Sonraki yıllarda Türkiye’de işlenen faili meçhul cinayet sayısında artış olmuş, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Tarık Ümit gibi isimlerin öldürüldüğü bu dönemde, bu kişilerin Milli Güvenlik Kurulu’na terör zirvesi sırasında sunulduğu iddia edilen bir listede yer aldığı iddia edilmişti. Bu listenin varlığı Refahyol Dönemi’nin TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe tarafından da doğrulandı.

AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür milletvekili olduğu halde bir televizyon kanalında spor yorumculuğu teklifini kabul etmesiyle ilgili olarak yapılan eleştirilere 23 Şubat 2012 tarihinde şu yanıtı verdi:

Görev almadan önce Meclis Genel Sekreterliği’nden sözlü değerlendirme aldım. Meclis Başkanı böyle küçük şeylerle meşgul edilmez. Ben de anayasayı okuyup anlayabilecek kapasitedeyim. Beyefendiye sorulmuş, Beyefendi ‘Kanuna bakın engel yoksa olur’ demiş. Yasaya aykırı bir durumum yok. Gerisi lafügüzaf. Ya okuyup anlamayanlar var ya da başka hesapları olanlar var. Meclis çalışmalarına devamsızlığım yok.

9 Kasım 2005’te Hakkari Şemdinli’de Umut Kitabevi bombalandı. Saldırı sonrasında araçta bulunan belgelerde birçok bulgu ortaya çıktı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt sanık Ali Kaya ile ilgili “tanırım iyi çocuktur” dedi. Olayla ilgili iddianame hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya meslekten ihraç edildi. Gündem böyleyken Şemdinli davası kamuoyunun gündeminden düştü. Başbakan Erdoğan ilk zamanlar “Sonuna kadar olayın üzerine gideceğiz” derken 21 Kasım 2005’te Şemdinli olaylarıyla ilgili kimi gazetelerin ‘İkinci Susurluk’ manşeti atmalarını eleştirerek

Oradaki (Şemdinli) vatandaştan tanık olarak istifade edemezsiniz. Çünkü her an tehdit altında. Orada bölücü örgütün istemediği bir şeyi söylerse yanmıştır. Çünkü tehdit altındadır

dedi.