Arşiv

Author Archives: keyhude

Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü, Bilgi Edinme Kanunu kapsamında polisin 31 Mayıs 2011 tarihinde gerçekleşen Hopa eyleminde ne kadar ve kimlere yönelik biber gazı kullandığını öğrenmek isteyen bir vatandaşa cevap verdi. Bu cevabı genelgeçer bularak tatmin olmayan vatandaş Ankara 12. İdare Mahkemesinde dava açtı. Genel Müdürlük mahkemeye gönderdiği savunmada bu soruya neden cevap veremeyeceğini Ocak 2012’de şöyle açıkladı:

Kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından ele geçirilme halinde ise, kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından zafiyet oluşturabilecek devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler olduğu açıktır.

3 Ocak 2005 tarihinde Milliyet gazetesi muhabiri Fikret Bila, Bülent Ecevit ile yaptığı mülakatta, o dönem Prof. Dr. Yalçın Küçük tarafından ortaya atılan ‘İsmet İnönü’nün Bülent Ecevit’e vaktinde “Musul’u al” vasiyetinde bulunduğu’ iddiasını sordu. Bülent Ecevit, vasiyeti doğrularken, konu ile ilgili görüşlerini belirtti:

1970’lerde ve sonraları Kuzey Irak’la güvenlik problemimiz olduğu zaman askerlerimizi gönderirdik ve Saddam Hüseyin buna ses çıkarmazdı. Başka ülkenin askerleri kendi topraklarında bilinsin istemediği için pek tepki vermezdi. Irak’la da ilişkilerimiz çok iyiydi. O nedenle müdahaleye gerek yoktu. Fakat bugün şartlar oluşmuştur. … Benim şartlar oluştu derken kastettiğim şudur: Türkiye, Kuzey Irak’a girmezse Kuzey Irak Güneydoğu’ya inecektir. Kuzey Irak’taki Kürtler siyasi olarak tek çatı altında toplanıyor, buna Güneydoğu’daki Kürt kökenli vatandaşlarımızın da iştirak etmesi isteniyor. Söz konusu olan bu. Eğer tek çatı altında toplanma gerçekleşirse, geriye bağımsızlık ilanı kalır. Bu Türkiye’nin parçalanması anlamına gelir. Bunun işaretleri görünüyor. Türkiye’nin önlemini alması gerekir. Eğer geç kalırsa, bölünmeye sürüklenir. Ben geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanı’na çıkarak bu kaygımı ve bu görüşümü aktardım.

Antalya’da Kumluca Belediyesi tarafından 27 Ocak 2012’de düzenlenen ayın söyleşisine konuşmacı olarak katılan eski Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne burada darbecilerin nasıl cezalandırılması gerektiğine dair görüşlerini açıkladı:

Şimdi, yargılama devam ediyor. İdam cezasının geri gelmesini istiyorum ben, darbeciler için. Ama sadece darbeciler için. Hatta idam cezası değil, Osmalı zamanında şu kazığa oturtma cezası vardır. O bile olabilir. Bakın bu imkansız bir şey benim istediğim, ama ben kendi duygumu, tepkimi ifade ediyorum. Darbecilerin, aklından darbe geçirenlerin bundan haberi olsun. Ben darbe yaparsam benimle ilgili böyle düşünceler var; bunu bilsinler, bize ödettikleri bedeli nasıl gördüğümüzü onlara, nasıl bir eşkiya sürüsü olarak değerlendirdiğimizi, gördüğümüzü bilsinler.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 27 Ocak 2012 tarihinde Habertürk’ün “Basın Kulübü” programında Güneydoğu’daki ücretli öğretmenlerle ilgili şu ifadeleri kullandı:

Oraya gönderdiğimiz öğretmenler ayrıldıkları zaman, onların yerine ben ücretli öğretmen almak durumunda kalıyorum, ve ücretli öğretmenlerin pek çoğu PKK tarafından yönlendiriliyorlar, ve sınıflarımıza PKK’lı öğretmenleri almak durumunda kalıyoruz, PKK’yı destekleyen öğretmenleri. 

Sunucunun bu konuyu biraz açmasını istemesi, ücretli öğretmenlerin PKK etkisi altında nasıl kaldığını sorması üzerine Ömer Çelik şunları söyledi:

Tahmin edebilirsiniz. Eğer yerel kaynaklara müracat etmişseniz, yerel kaynakların bir çoğu, mesela Hakkari’de, mesela Şırnak’ta, mesela Van’da, PKK’nın etkisi altında kalabilir. Sizin buradan gönderdiğiniz kadrolu öğretmeniniz, o etki altında kalmayacaktır. 

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, terör ve şiddet olaylarındaki yaşam hakkı ihlallerini incelemek için kurulan alt komisyon 25 Ocak 2012’de Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu üyesi Coşkun Üsterci’yi dinlendi. Diyarbakır İçkale’de 11 Ocak’tan beri bulunan insan kemiklerine yönelik Üsterci’nin “Kemikler JİTEM’in bulunduğu yerin bahçesinde bulunuyor. Failler o kadar pervasızlar ki, hukukun kendilerine dokunmayacağına o kadar eminler ki cesetleri uzağa değil hemen oraya gömüyorlar” ifadesine karşılık, AKP Diyarbakır Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Oya Eronat şu cevabı verdi:

Diyarbakır’da o kemiklerin bulunduğu yere gittim, kemiklerin resimlerini gördüm, üst üste gelişi güzeldi. Siz ’JİTEM yaptı’ dediniz ve beni şaşırttınız. O kemiklerin bir arada olmasının bir nedeni olabilir, toprak kaymış olabilir, yağmurdan olabilir, başka bir şey olabilir.

Fransa Senatosu’nda 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkarını” yasaklayan yasa tasarısına karşılık, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı gün içinde Fransa’ya karşı yaptırım kararları açıkladı. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Başbakan’ın açıklamasına yine aynı gün içinde, 22 Aralık 2011 tarihinde, Twitter hesabından şu sözlerle destek verdi:

Başbakanımızın açıkladığı Fransa’ya yaptırım kararları Sarko’ya kapak olsun. Umarım aklını başına toplar ve bu akla ziyan tasarıyı geri çeker.

Dönemin SP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan 21 Ocak 2007’de, basının Dink suikasti karşısındaki tutumunu şu sözlerle eleştirdi:

Dün gazetelerin manşetlerinde neler gördük neler. Ermeni gazeteci Hrant Dink, bildiğiniz gibi bir cinayete kurban gitti. Tabii lanetlenecek bir olay, şiddetle kınanacak bir olay. Topyekün kınayalım ama bunu kınayalım derken yayınladığımız gazetelerin manşetlerine, ‘Biz Hepimiz Hrant’ız’, ‘Biz Hepimiz Ermeniyiz’ diye başlık atmak, bu millete yakışmaz. Biz Mehmetleriz, Hasanlarız, Hüseyinleriz. Biz Hrant değiliz, biz Ermeni de değiliz, ama uşaklığın burasına kadar iniliyor. Bu olmaz. Bu bir yağcılıktır. Niye yağcılıktır? ABD’ye yağcılıktır; çünkü ABD parlamentosunda nisan ayı yaklaştığı için yakın zamanda Ermeniler soykırımı meselesi görüşülecektir. Aman böyle bir şey olmasın diye bu yağcılıklar yapıldı. Görüyorsunuz, bu millet kimliğinden uzaklaştırılıyor. Hani etnik kimlik bir tarafa şimdi inanç kimliğimiz de darma duman ediliyor. Hayır, kim ne yaparsa yapsın, bu milletin birliğini beraberliğini kimseye bozdurmayacağız.