Arşiv

Author Archives: leylaceviz

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Suç işlemek amacıyla kurulmuş silahlı teşekkülün (Susurluk Çetesi) yöneticisi olma” gerekçesiyle verdiği 5 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Mehmet Ağar 16 Nisan 2012’de cezaya yönelik açıklamasını şöyle yaptı:

Sevenlerimizi mahcup edecek hiçbir davranışın içinde hiçbir zaman olmadık. Başta da söylediğim gibi, hizmet kusuru atfedilebilir fakat suç atfedilemez. Bütün bunlara rağmen devletten gelmişiz, her türlü karara her vatandaşın ne yapması gerekiyorsa biz de onu yapacağız.

6 Nisan 2011’deki 1. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katılan Başbakan Tayyip Erdoğan konuşmasında üç çocuk söylemini kendi eşinin evdeki iş yükünü anlatarak şöyle sürdürdü:

Amerikan bezlerinden alınır, o bezler kaynatılır, elde ovuşturulur vesaire… Dört çocuğumu benim eşim böyle büyüttü ama şimdiki annelerin işi kolay. Oradan çocuk bezini al katla, at çöpe, yenisiyle yola devam. Dört çocuk elhamdülillah ama şimdikilere bakıyorsunuz ‘bir tane yeter Başbakanım’ diyor veya ‘iki tane yeter’ diyor. En az üç tane yap, bak şartlar çok kolaylaştı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Habertürk’te 02 Nisan 2012’de katıldığı programda, Okan Bayülgen’in Londra ve Paris’in gey belediye başkanlarıyla sorunlarını çözdüğü sözü üzerine şöyle dedi:

Her toplumun kendisine göre ahlaki değerleri vardır. Özellikle bizim Türk toplumu olarak Avrupa’daki gey kültürü ile birarada bulunmamız mümkün değil. Bunu tasvip etmek de mümkün değil. Bizim yetişme tarzımız, bizim ahlak tarzımız, bizim anlayış tarzımız biraz değişik. İnşallah bizim Türkiye’de gey olmayacak ve olmamalı.

Başbakan Tayyip Erdoğan 2 Nisan 2012’de katıldığı AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen Yerel Yönetimler ve Aile Sempozyumu’nda modern şehirlerin insana ve aileye hükmettiğini, huzurlu ve güvenli şehirler inşa edeceklerini anlattı ve ekledi:

Şimdi gideceğiz gerekirse evleri yıkacağız. Bunun yetkisini aldık mı, aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre, kentsel dönüşüm değişimle beraber yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Onun için tüm milletime sesleniyorum işimizi kolaylaştırın.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, CHP’nin 4+4+4 eğitim yasasına tepkilerini şöyle değerlendirdi:

28 Şubat’ın izlerini silmek bir kere milli bir görev. Dolayısıyla burada CHP ne kadar yırtınırsa yırtınsın, ne kadar çırpınırsa çırpınsın yapacağı bir şey yok. En fazla geciktirir; bir günde çıkacak yasa, 2 gün olur, 3 gün olur, 5 gün olur ama çıkar. Daha çok dayatırlarsa, Meclis’i çalıştırmak bizim görevimizdir. Meclis gündeminde bulunan Meclis İçtüzüğü’nü değiştiririz.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 25 Mart 2012’de Bursa’da yaptığı konuşmada, bir yerel gazetenin 22 Nisan’daki Bursa AKP kongresine Başbakanın gelip gelmeyeceği ile ilgili haberine şöyle tepki verdi:

Başbakanımız, Allah izin ve imkanı verirse kongreye gelir. Diyelim ki gelemedi. Ben gelirim. Diyelim ki ben gelemedim. Bu kongre yapılır. Sen ne demek istiyorsun arkadaş? İçindekini böyle başlığa çıkarman ayıp oluyor. Senin içinden geçeni ben biliyorum. Çünkü sen eski günlerin özlemi içindesin. Sen istiyorsun ki Bursa’da eskiden bazı yanlışlıklar yapılmıştı ’Ah ne de güzel olmuştu. Nerden çıktı bu adam şimdi? Doğru düzgün kongre yapmaya çalışıyor’ diye bana çakmaya çalışıyorsun. Bana çakılmaz arkadaş! Ayağını denk al. 22 Nisan’dan sonra seninle daha rahat konuşuruz.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın Van depremi mağdurlarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, önergedeki “Van’daki çadırkentlerde bugüne kadar kaç yangın çıktı? Bu yangınlarda kaç kişi yaşamını yitirdi?” ve “Aşırı soğuklar nedeniyle kaç kişi rahatsızlanarak tedavi gördü?” sorularına 22 Şubat 2012’de şu yanıtı verdi:

Devletimiz tarafından oluşturulan çadırkent alanlarında herhangi bir yangın meydana gelmemiş olup, münferit olarak vatandaşlarımızın kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda meydana gelen yangınlar dolayısıyla 6’sı çocuk 9 vatandaşımız yaşamını yitirmiştir.

Sağlık konusunda her türlü önlem alınmış olup aşırı soğuktan dolayı hastalanıp müracaat eden afetzede bulunmamaktadır.

12 Mart 2012’de İstanbul Esenyurt’taki Marmara Park alışveriş merkezinin inşaat şantiyesinde işçilerin yatakhane olarak kullandığı çadırlarda çıkan yangında 11 işçi hayatını kaybetti. Çalışma Bakanı Faruk Çelik 15 Mart’taki Plan Bütçe Komisyonu’nda CHP’li Mevlüt Aslanoğlu’nun “İşçilerin kaderi bu muydu?” sorusu üzerine şöyle dedi:

Olay kaza değil. Önlem alınsa yaşanmazdı. Ama kader mi, kader…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin 18 Ağustos 2011’de katıldığı programda Balçiçek Pamir’in bir önceki bakan Aliye Kavaf’ın beyanına atıfla sorduğu “Siz eşcinselliğin bir hastalık olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

Dünya Sağlık Örgütü, bilim dünyası bunu tartışıyor. Bilim dünyasının tartıştığı şeye ben bu ülkenin bakanı olarak yorum yapmayı doğru bulmuyorum.

dedi ve konuşmasının devamında her vatandaşın eşit olduğunu vurguladı ve ekledi:

Çözüm adına ne yapılması gerekiyorsa orada varız. Ama aile değerlerini yok eden kavramlar üzerinde koruyucu tedbirleri de almak zorundayız.

1992 Hocalı katliamını anmak üzere düzenlenen ve çağrısı günler önce İstanbul’un çeşitli semtlerinde “Ermeni Yalanına Kanma” sloganıyla bilboardlarda, gazetelerde tam sayfa ilanlarla yapılan miting 26 Şubat 2012’de Taksim’de gerçekleşti. Mitinge katılan binler “Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz”, “Bozkurtlar Burada, Hrantlar Nerede?”, “Hepimiz Ogün Samastız”, “Türke kefen biçenin ölümü korkunç olur” dövizleri ve “Bugün Taksim, yarın Erivan… Bir gece ansızın gelebiliriz” pankartı taşımıştı. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in de konuşma yaptığı mitingin ırkçı ve nefret dolu söylemine yöneltilen eleştirilerin ardından 28 Şubat’ta Başbakan Tayyip Erdoğan AKP grup toplantısında mitingi şöyle değerlendirdi:

İstanbul’daki mitingde marjinal ve münferit birkaç pankartın olması Hocalı katliamına dair acımızı ve dayanışmamızı gölgelemeye yetmez. Etnik kökenine, inancına bakılmaksızın her bir vatandaş birinci sınıf vatandaştır. Biz Hocalı katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Bülent Arınç’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına verdiği önergede, “Son yıllarda ülkemizde yerli dizilerde özellikle gayrı meşru çocuk olgusu, çocuk sahibi olan kadının masumiyeti ve mağduriyeti zemininde meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Hükümetinizin bu durumu önlemeye yönelik bir çalışması var mı?” diye sordu. 14 Aralık 2011’de Erdem’in sorusuna cevaben RTÜK Başkanı Davut Dursun yazılı olarak şu açıklamada bulundu:

Dizilerde işlenen marjinal temalar, bunlara ilişkin tespitler yayıncılarla paylaşılmış ve özdenetim için çağrıda bulunmuştur.

Dursun devamla diğer hususlarla birlikte marjinal temalı diziler hakkında yayın kuruluşlarının uyarıldığını bildirdi.

9 Kasım 2005’te Hakkari Şemdinli’de Umut Kitabevi bombalandı. Saldırı sonrasında araçta bulunan belgelerde birçok bulgu ortaya çıktı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt sanık Ali Kaya ile ilgili “tanırım iyi çocuktur” dedi. Olayla ilgili iddianame hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya meslekten ihraç edildi. Gündem böyleyken Şemdinli davası kamuoyunun gündeminden düştü. Başbakan Erdoğan ilk zamanlar “Sonuna kadar olayın üzerine gideceğiz” derken 21 Kasım 2005’te Şemdinli olaylarıyla ilgili kimi gazetelerin ‘İkinci Susurluk’ manşeti atmalarını eleştirerek

Oradaki (Şemdinli) vatandaştan tanık olarak istifade edemezsiniz. Çünkü her an tehdit altında. Orada bölücü örgütün istemediği bir şeyi söylerse yanmıştır. Çünkü tehdit altındadır

dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 19 Şubat 2012’de Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapılan AK Parti İl Gençlik Kolları Kongresi’ne bağlanarak yaptığı konuşmasında “dindar gençlik” tartışmasına sözü getirdi ve şöyle dedi:

Altını çiziyorum, modern dindar bir gençlikten bahsediyorum. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.

Necip Fazıl Kısakürek’e atıfla söylenen bu sözleri 21 Şubat’ta Bayburt Belediye Başkanı Haci Ali Polat tarafından Bayburt’un “Ermeni işgali”nden kurtuluşunun 94. yılı vesilesiyle aynen tekrarlandı.

Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun internet sansürü 15 Mayıs 2011′ de Taksim’de binlerce kişi tarafından protesto edildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 31 Mayıs’ta NTV’ye verdiği demeçte protestodan da şöyle bahsetti:

Biliyorsun 15-20 kişi İstanbul’da miting yaptı, “pornoma karışma” diye pankart taşıdılar. Pornoma karışma diyen, afedersiniz parmak işaretini afişlerine taşıyan, bu garip insanların safında olmamalı. Bunlar yapacaklardır. GL Kaos diye bir şeyler taşıyacaklardır. Yani daha açık konuşmaya beni sevketmeyin. Toplumda böyle insanlar da olacaktır, düşünceleri de böyle olacaktır. Ama 72 milyonun düşüncesi böyledir diye kabul edemeyiz. Allah akıl fikir versin… Önce bana. Başkaları üstüne alınmasın.

Başbakan Erdoğan, 31 Temmuz 2010’da Hatay’da katıldığı açılış töreninde ilköğretimde erkek öğrencilere 20, kız öğrencilere 25 lira ve orta öğretimde erkek öğrencilere 35 lira, kız öğrencilere de 45 lira destek verdiklerini söyledi ve bu desteği şöyle açıkladı:

Bu yardımı, bu desteği anneye veriyoruz, babaya değil. İşte kadın-erkek eşitliğinin istismarını yapanlara söylüyorum. Bak bu sadece bir tanesi. Biz burada anneyi ön plana çıkarırken şefkatte anne, babaya göre daha farklı olduğu için bu adımı, bu tercihi yapıyoruz, istismarını değil. Cennet annelerin ayakları altına boşuna konmadı.

19 Temmuz’daki kadın erkek eşitliğine inanmadığı yönündeki beyanını ise şöyle açtı:

Kadın-erkek fırsat eşitliği diyoruz. Haklar konusunda eşitlik diyoruz. Yoksa fiziki eşitlikten bahsetmiyoruz. Kadın-erkek fiziki olarak hiçbir zaman eşit olamaz. Bu mümkün değil. Mümkün olur mu? Erkek erkektir, kadın kadın. Ama bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır. Her ikisi bir arada olduğu zaman birbirini tamamlar ve o zaman aile meydana gelir.

Recep Tayyip Erdoğan seçim öncesi, 17 Mayıs 2011 günü Malatya mitinginde şunları söyledi:

Artık Malatya’nın bir beklentisi var, bunu biliyorum. Bu da, malum, bir büyükşehir olma beklentisi. Sevgili kardeşlerim, burada biliyorsunuz bir sınır var. O da nüfusun 750 bin olması. Burada Malatya’mızın bir 10 bin açığı var. Şimdi bu 10 bin açığı Malatya’nın 2013’e kadar gidermesi lazım. Ne yapacaksınız? Şu anda Malatya’nın nüfus artış oranı binde beş. Bu iş binde beşle olmaz. Bunu binde 10’a çıkarırsak olur. Bak, bayanların ellerini görüyorum, bazıları üç diyor, bazıları dört diyor. Üç olursa yeter zaten. Yeter değil mi? Buna hazır mıyız? Tamam ama ses biraz az geliyor bana. Beyler, görüyorsunuz, ona göre şu iki yıl içinde burada bir 10 bin eksiğimizi giderdiğimiz anda mesele bitmiştir.

TRT Genel Müdürü eski kaymakam İbrahim Şahin, sanatçı Hadise’nin Eurovision’da dördüncü olmasını 15 Haziran 2009’da  şöyle değerlendirdi:

Giydiği kıyafet oryantal dansözün kıyafetine çok yakındı. Hadise kot pantolonla genç bir kızken finalde giydiği kıyafetle 30’lu yaşlara çıktı. O tarz bir kıyafeti giymenin puan getirmediğini yaşayarak gördü. Ayrıca sözleşmeye göre kıyafeti konusunda da bize danışması gerekiyordu. Bizimle bunu paylaşmış olsaydı daha sağlıklı bir yol bulabilirdik.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, iki ülke arasındaki işbirliğini geliştirmek amaçlı gerçekleştirdiği Rusya ziyaretinden 27 Ocak 2012’de dönerken uçakta sözü Türk-Rus evliliklerine getirdi ve şöyle söz etti:

İki ülke ilişkilerini daha da geliştirmek için Türk- Rus evliliklerinin sayısını artırmak önemli. Rus gelinler Türk aile yapısına çok uygun. Rus aile kültürü, Türk aile kültürüne çok yakın. Rus gelinler eşlerine çok bağlı, saygılı. Danışmanlarımdan biri de Rus gelin aldı. Ayrıca benim hanımın çok sayıda Rus hastası var. Onun da gözlemleri Türk aile yapısına çok uygun oldukları yönünde.

Başbakan Erdoğan, 22 HES yapımının planlandığı İkizdere Vadisi’nin SİT alanı ilan edilmesi kararını alan Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na 23 Ekim 2010 tarihinde şöyle itiraz etti:

Değerli arkadaşım sen bugüne kadar neredeydin yahu? Bugüne kadar oraları niçin SİT alanı ilan etmediniz de şimdi HES çalışmaları başlayınca kalktınız buraları SİT alanı ilan ediyorsunuz? Bu haritaları siz yapacaksınız, bunun üzerinde siz çalışacaksınız. 

Bizler yıllarca bu ülkede ’su akar, Türk bakar’ mantığıyla suya yaklaştık ama artık böyle bakmayalım istiyoruz. Artık ’su akar, Türk yapar’ demeye başladık, şimdi de önümüz kesiliyor. Bu sularımız denizlere boşu boşuna akıp gitmesin. Bunlardan hep birlikte istifade edelim. Bunu tamamen popülist bir yaklaşımla ele alalım demiyorum, doğayı tahrip edelim demiyorum ama Allah aklı, bilimi, bilgiyi, araştırmayı bize emrediyor. Bizim bunları yapmamız lazım.

Hükümet bu açıklamanın ardından 28 Ekim’de meclise gönderdiği ve 29 Aralık akşamı onaylanan Yenilenebilir Enerji Kanunu hakkında değişiklik öngören yeni yasayla, milli parklar, doğal sit alanları, tabiat parkları gibi tüm koruma altındaki alanlarda HES’lerin önünü açtı.