Arşiv

cahit aral

86’daki Çernobil Faciası sonrası çayda radyasyon olmadığını göstermek için kameralar karşısında çay içen, dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral 20 Mart 2011 tarihli Akşam Gazetesi’ne konuştu ve nükleer santral kurma girişimlerini değerlendirdi. Üç değil, on santral kurulması gerektiğini belirten Aral sözlerini şöyle sürdürdü:

…Türkiye medeniyetten geri kalacaksa nükleer olmasın. Atom fiziğine sahip devletler güçlüdür. Nükleer santrale karşı olan gidip kutupta yaşasın. Türkiye doğru yolda. Bu hedefi yüzde 100 sürdürsün. Türkiye zaten geç kaldı. Greenpeace ha babam gösteri yapıyor. Hadi elektrik işini hallet o zaman.

O dönemde Radyasyon Güvenlik Komitesi Başkanlığına atanma hikayesini ise şu şekilde anlattı:

Özal beni mektupla Radyasyon Güvenlik Komitesi’nin başkanlığına atadığını belirtti. Haberim yoktu. ‘Başbakanım, ben makine mühendisiyim, Sağlık Bakanı değilim, TAEK bana bağlı değil’ dedim. O, görevi kimseye veremediğini söyledi. Sağlık Bakanı Kalemli ‘Ben anlamam’ demiş, Meclis albümünden seçmişler. ‘Aral ve Erdal İnönü bilir’ demişler. Özal, ‘İnönü’ye mi verecektim, tabii ki sana vereceğim’ dedi.

1986 yılındaki Çernobil patlamasından sonra 8 Aralık’ta dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı ve Radyasyon Güvenlik Komitesi Başkanı Cahit Aral, radyasyonlu çay içerken kameralara poz verdi ve ve konuyla ilgili şöyle konuştu:

Çayda bir miktar radyasyon olduğu doğrudur. Ama bu sağlık açısından son derece zararsızdır. Çayımızda radyasyon düzeyi kaynatıldığında 300-350 bekerele kadar düşmektedir. Bu AET ülkelerinin kabul ettiği 600 bekrelin çok altındadır. Üstelik çayda radyasyon olsa bile, bu radyasyon suya geçmediğinden tehlike arz etmez. Bu, Allah’ın bir lütfudur. Yani çay marul gibi yenmezse, hiç bir tehlike söz konusu değildir. Eğer biz 10 kişinin bile öleceğine inansaydık, tüm çayı imha eder, 150 milyarlık çay ithalatına girmezdik.

Çayda eğer sağlığa zararlı bir yön varsa bütün günah benim.