Arşiv

deniz baykal

Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Recep Tayyip Erdoğan’ın 301. madde hakkında “Meşru hak ve özgürlükler sınırlanıyorsa yasada gereken tadilat yapılır” diyerek, değişiklik için destek çağrısı yapmasına 26 Eylül 2006’da şu sözlerle tepki gösterdi:

Hakaret ve tezyifin yasaklanması düşünce özgürlüğünün kısıtlanması anlamına kesinlikle gelmez. İtalya’da bu maddeden ceza alan var mı bilmiyorum ama, yoksa eğer bu İtalyan aydınının, entelektüelinin, yazarının ulusuna hakaret etmemeyi içine sindirmesindendir diye niye düşünülmüyor? Türklük utanılacak bir olaymış gibi gösterilmeye çalışılıyor, aşağılanmanın bir parçası gibi gösteriliyor. Bu hala böyle. Türkiye’de insanlar başı dik bir biçimde ‘Türküm’ demek istiyor. Buna niye saygı göstermiyorsunuz! Neredeyse Türk olduğumuzdan ötürü özür dilememiz istenecek. Özür mözür dilemeyeceğiz kardeşim, iftihar ediyoruz. … Başbakan önce ‘kaldırmayacağız’ dedi. AB locaları gerekli baskıyı harekete geçirince gevşemeye başladı. Yoğun kuşatma ve baskısı karşısında korktu, titredi. Sonra ‘gerekiyorsa kaldırabiliriz’ noktasına geldi. Biz ‘hayır’ deyince bizi suçladı.  Mecliste sayıları yetiyor. İstiyorsa sorumluluğu alsın değiştirsin. Türklüğe hakaret etmeyi suç olmaktan çıkarmanın ayıbını taşıyacak ortak arıyor. Ben de diyorum ki, ‘Başka kapıya, CHP’den sana destek yok.’

7 Mayıs 2005’te CHP Samsun İl Başkanı Suat Binici ligten düşmesi kesinleşen Samsunspor’un taraftarlarına dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın şu sözlerini aktararak müjdeyi verdi:

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a ayak bastığı bir ilin takımı Samsunspor’un 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 87. yıldönümünde küme düşmesi bizi de üzer. Samsunspor’un düşecek olması şaibeler ve hakem hatalarından kaynaklandığından dolayı Süper Lig’den küme düşmenin bu yıl için kaldırılması ve ligdeki takım sayısının arttırılması için 155 milletvekilimizle derhal TBMM’ye kanun teklifi vereceğiz.

İki gün sonra grup toplantısında bu konu hakkında açıklama yapan Baykal şunları söyledi:

Hiç kimse ‘kuraldı, ilkeydi, federasyondu’ demesin. Önemli olan Türkiye’nin barışı ve kardeşliğidir. O barış ve kardeşliğin gerektirdiği düzenleme yapılmalıdır. Spor bir araçtır, amaç değildir. … Kendinize af çıkarıyorsunuz, kendi uygun gördüğünüz kesimleri af ediyorsunuz, teröristlere af çıkarıyorsunuz. Teröristlere af çıkaracağınıza, Diyarbakırspor’u lige alın. … Diyarbakırspor’u, Samsunspor’u da Türkiye’nin birinci liginde görmeye ihtiyacımız var. Bunun gereği neyse yapılmalıdır.

Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 14 Eylül 2005 tarihli Takvim gazetesinde yer alan röportajında, Türkiye’de artık etnik ayrımcılığın olmadığını söylerken şu sözleri sarf etti:

Daha geçenlerde Kürt kökenli bir milletvekili ile Karadenizli eski milletvekili Eyüp Aşık’ın oğlu evlendiler. Bu tür evlilikler yıllardır gidiyor. Kaçıncı kuşak bu. … Bakın, parayı kim verirse Boğaz’da evi alıyor. Eğer istiyorsa, İstanbul’daki en güzel kızı da alıyor, mankenini de, ev kızını da, çalışan hanımları da. Kimseye evlenirken etnik köken sorulmuyor. Ya da başka bir şey. Türkiye’yi beraber paylaşıyoruz.

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı da 2009’da, Kürt meselesini çözmek için ‘doğudan kız alış-verişi’ önerisini getirmişti.

Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Galatasaray’ın Milan’ı 2-0 yenerek Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline çıkmasının ardından, 8 Mart 2001’de Antalya’da şu şekilde konuştu:

Futbolcular müthiş bir performans gösterdi ve çok akıllı oynadılar. İstediklerini de aldılar. Kutluyorum ve hepsini tek tek öpüyorum. Galatasaray, Türkiye’nin her alanda nasıl başarılı olabileceğini göstermek açısından da çok önemli bir şey yaptı. CHP de Türkiye’nin Cim Bom’u olacak. Bundan sonra CHP ve Türk halkı el ele çok büyük işler yapacak.

Baykal 14 Nisan 2011’de, Galatasaray’ın tarihinin en kötü sezonunu geçirdiği dönemde de aday listelerini eleştirenlere şöyle yanıt verdi:

Nihayetinde bir takım kuruyorsunuz. Bizim çok değerli insanımız var. Buradaki ince mesele, liste yaparken sadece çok değerli insanları bir araya getirerek sonuç almak mümkün değildir. Her insanın belli niteliklere sahip olması, belli temsiliyetleri taşıması, belli ilişki potansiyelini ortaya koyması lazım. … Sadece değerli insanları bir araya getirelim, onlardan takım kuralım dersek Galatasaray’a döneriz. Herkes çok yeteneklidir, herkes çok başarılıdır, üstün kabiliyetlidir ama bir araya getirdiğiniz zaman olmayabilir.

Deniz Baykal 2008 yılında CHP’ye çarşaflı bir üyenin kabul edilmesiyle başlayan “çarşaf açılımı” tartışmalarıyla ilgili olarak 20 Kasım 2008’de Sabah gazetesine konuştu ve ‘iyi’ çarşaflıların ‘kötü’ çarşaflılardan nasıl ayrılması gerektiği konusunda kamuoyunu aydınlattı:

Türkiye’nin gerçeği bu insanlar. AKP’nin uygulamalarından, politikalarından rahatsızlar. Onlar “Bu kimliğimizle bizi kabul edin, bizi dışlamayın ne olur” diyor. Onlar, siyaseti dine alet eden çarşaflılar gibi, herkesi kendilerine benzetmeye çalışmıyorlar. Masumane şekilde örtünmüşler.

O insanların Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleriyle, Atatürk’le, laiklikle ilgili bir sorunları yok. Onlar, kızlarını üniversitelerde okutmak istiyorlar, kızlarının iş sahibi olmasını istiyorlar. Onlar, diğer çarşaflıların aksine, kızlarını çarşafa sokmak istemiyor, bunun için zorlamıyorlar. … Onların üniversiteler için bir zorlaması yok. Hukuk varken, Anayasa varken bunu zorlamak doğru değil. Anlayışımız değişmedi. Üniversitede türban, çarşaf isteseler o zaman ‘orada dur’ deriz. Bunları istemiyorlar.

Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 30 Aralık 2005’te bir hayvan pazarı ziyareti sırasında gazetecilerle buluştu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM’de sarf ettiği “İddiasını ispatlamayan… Oraya üç tane nokta koyuyorum” sözlerini değerlendirdi:

O üç nokta, Başbakanın yakasına bir rozet gibi yapıştı. Hiçbir belgemize ‘Gerçek dışıdır’ diyemiyor Başbakan. O üç nokta, Başbakan’ın yakasındaki yerini almıştır. Onu, uygun görüyorsa yakasından alır, daha uygun bir yerine koyabilir. Ben yakasına koydum.

13 Kasım 2009 tarihinde yapılan Meclis Genel Kurulu’nda Antalya Milletvekili ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Kürt açılımını şu sözlerle değerlendirdi:

Herkes elbette kendi kimliğine sahip olacak. Ama biz bir devletiz. Adımız Türk. Bize bu ismi dünya verdi. Bize Türk diyorlar. Bize Ermenileri kestiniz diyorlar. Peki bize “Ermenileri Türkler mi kesti, etnik Türkler mi kesti?” diyorlar. Hayır. Hepimiz Türküz. Bu yanlışın Kürt-Türk ayrımı yapılmadan yapıldığını söylemek istiyorum. Türkiye’de “Ben Kürtüm” diyebilmek o insanın şanıdır, onurudur, buna şüphe yoktur. Bunda bir problem yok. Ama bu demek değildir ki biz ayrıyız, ayrışalım, analar ağlamasın. Yok böyle bir şey.