Arşiv

egemen bağış

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış 1 Mart 2012’de katıldığı BBC’nin Hardtalk programında gazeteci Stephen Sackur’un sorularını yanıtladı. Sackur’un bakana Türkiye’deki basın özgürlüğünün kısıtlanması ve gazetecilerin tutuklanması konusunda Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’in eleştirilerini hatırlatması üzerine Bağış şöyle konuştu:

Mesleği nedeniyle tutuklu olan hiç gazeteci yok. 

Sackur’un “onlara terörist diyorsunuz” demesi üzerine şöyle devam etti:

Hayır. Gazeteci kimliği taşıyıp, bir başkasına tecavüz ederken yakalananlar var. Banka soyarken yakalananlar var. Ama benim hoşuma gitmeyen makaleler yazdıkları için tutuklanmış değiller. Daha da kötü makaleler yayımlayanlar var ve bunu yapma hakkını kullanmaya devam ediyorlar.

Sackur’un Amerikalı büyükelçinin de benzer görüşte olduğunu hatırlatması üzerine şunları söyledi:

Voltaire’in dediği gibi görüşlerini ifade edebilmeleri için kendi canımı bile tehlikeye atabilirim. Ama medya mensubu olmak suç işlemek konusunda onlara dokunulmazlık kazandırmaz. İngiltere’de kazandırır mı bilmem, ama Türkiye’de bu böyle. Eğer biri banka soyarken yakalanmışsa, bir başkasını öldürürken yakalanmışsa, sırf gazeteci olduğu için bundan paçayı sıyıramazlar. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Amasya Milletvekili Naci Bostancı da benzer açıklamalarda bulunmuşlardı. Türkiye’de tutuklu olan 104 gazeteci ile 35 gazete çalışanı ve dağıtımcısının hiçbirisi taciz, tecavüz ya da cinayet suçundan tutuklu bulunmuyor.

Fransa Senatosu’nda 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkarını” yasaklayan yasa tasarısına karşılık, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı gün içinde Fransa’ya karşı yaptırım kararları açıkladı. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Başbakan’ın açıklamasına yine aynı gün içinde, 22 Aralık 2011 tarihinde, Twitter hesabından şu sözlerle destek verdi:

Başbakanımızın açıkladığı Fransa’ya yaptırım kararları Sarko’ya kapak olsun. Umarım aklını başına toplar ve bu akla ziyan tasarıyı geri çeker.

27 Aralık 2010’da Banu Güven’le Artı programına katılan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ‘yumurtalı protestolar’ı ve polisin orantısız güç kullanımını değerlendirdi. Yumurtalı protestolar hakkında “Size kızan bir meslektaşınız gelip size yumurta atarsa, bir tezgahtara kızan müşteri yumurta atarsa, öbürü öbrüne yumurta atarsa ülkeyi kadın budu köfteye çevirirler.” diyen Bağış, Banu Güven’in “Fransa’daki ya da İngiltere’deki öğrenci protestolarını gördünüz mü?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

Tabii ki gördüm ancak oradaki polisin tepkisine bakarsanız bizim polisimizin daha merhametli olduğunu görürsünüz. Yunanistan’da, İngiltere’de, Fransa’da polis göstericilere çiçek dağıtmıyor, ben bizzat şahit oldum. … Türk polisi inanın bana Avrupalılardan da Amerikalı meslektaşlarından da çok daha merhametlidir.

Habertürk kanalında 29 Aralık 2011 tarihinde “Söz Sende” programının konuğu olan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Uludere’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait F-16 uçaklarının bombalaması sonucu 19’u çocuk 35 kişinin öldürüldüğü katliamla ilgili yaptığı değerlendirmede, bunun sigara kaçakçılığıyla mücadele için bir fırsat olduğunu şu sözleriyle dile getirdi:

Aslında bu, ülkemizdeki kaçak sigara olayını da masaya yatırmak için, belki sigaraların üzerindeki bazı vergileri yeniden gözden geçirmek için de bir vesile olmalıdır diye düşünüyorum. Yani o bir müsibetten doğru bin nasihatler çıkarmamız gerekir diye düşünüyorum. Irak’tan ülkemize kaçak sigara girişinden, terör örgütünün de çok rant sağladığına dair duyumlar geliyor. Ama maalesef bölgedeki bazı ailelerin de, işte bu yanlış yollara sevk edilmiş olması, kaçakçılığı sanki bir gelir kapısı gibi görüyor olmaları da aslında üzerinde durmamız gereken, düşünmemiz gereken bir konudur.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış 7 Aralık 2010’da katıldığı, Finlandiya Büyükelçisinin evinde düzenlenen bir resepsiyonda Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle buluşmasını protesto eden öğrencilere yapılan müdahaleyle ilgili şunları söyledi:

İfade özgürlüğü hepimizin özgürlüğü, ‘yumurta atma özgürlüğü’ diye bir özgürlük ben duymadım, küfretme özgürlüğünü ben AB standardı olarak bilmiyorum. Saldırmak, ülkenin güvenliği için canlarını riske atmış polislerimize sopalarla yumurtalarla saldırmak herhangi bir özgürlüğün veyahut da herhangi bir uluslararası kuruluşun standartları içinde yer almıyor. … Malesef birileri bizim gençlerimizi istismar ediyor, birileri bizim gençlerimizi şiddete çekmeye çalışıyor.

Polise karşı kullanılan şiddet, gerçekten aşırıydı arkadaşlar.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış 19 Ekim 2010’da Ankara Üniversitesi’nde kendisini yumurta atarak protesto eden öğrencilerle ilgili olarak şöyle dedi:

Keratalar keşke yumurta atacaklarına yumurtaları getirselerdi sucuklu yumurta yiyip medenice tartışsaydık. İnşallah Türkiye o günleri görecek.

Bağış, Burhan Kuzu’nun yumurtalandığı Kolektif Yumurta Şenliği’nin birinci yıldönümü olan 8 Aralık 2011 tarihinde ise tekrar yumurtalı protestoya hedef oldu ve benzer bir yorumu yaptı:

Zavallı zihniyetlerin maşaları, gencecik zihinler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanına yumurta atmayı maharet zannettiler. Ben daha evvel de söylemiştim: Keşke o yumurtaları kendileri, beslenmelerinde değerlendirseler, protein ihtiyaçlarını gidermiş olurlardı.