Arşiv

faruk çelik

12 Mart 2012’de İstanbul Esenyurt’taki Marmara Park alışveriş merkezinin inşaat şantiyesinde işçilerin yatakhane olarak kullandığı çadırlarda çıkan yangında 11 işçi hayatını kaybetti. Çalışma Bakanı Faruk Çelik 15 Mart’taki Plan Bütçe Komisyonu’nda CHP’li Mevlüt Aslanoğlu’nun “İşçilerin kaderi bu muydu?” sorusu üzerine şöyle dedi:

Olay kaza değil. Önlem alınsa yaşanmazdı. Ama kader mi, kader…

21 Ocak 2012’de Edremit’te bir konuşma yapan AKP Balıkesir Milletvekili Mehmet Cemal Öztaylan “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz.” sözüne şöyle karşı çıktı:

Acaba içinizde hiç Ermeni var mı? Yok, değil mi. Bu millete bazı şeyler dikte ettiriliyor. Bazı şeyler söyleniyor veya söylenmeye çalışılıyor. Ne Hırant’ım ne Ermeniyim. Hani hepimiz Hırant’tık, Ermeniydik. Benim anamı, senin bacını Ruslarla beraber olup da katledenler, büyükelçileri katledenler, öldürenler, acaba hepimizin olduğu Ermeniler miydi? Hırant’larmıydı? Benim vatandaşımı katlederken, Türk milletine Ruslarla beraber olup şey yaparken o zaman hepimiz Ermeniysek, o zaman 1915 olaylarını Fransa’nın yaptığı kanunları da alkışlayın da bir görelim sizi ağalar beyler.

Ertesi gün yazılı bir açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de şunları ifade etti:

Bir insanın hunharca katledilmesini kınamak için kimlik değiştirmeye gerek yok. Irkları ve inançları eleştiri konusu yapmayalım. Cinayeti telin etmek için kimlik aramaya gerek yok; insan olmak, vicdan sahibi olmak yeterlidir. Hepimizin Ermeni olmasına gerek yok. Acımızı paylaşalım, karşımızdakine empati besleyelim derken başka bir incinme yaratacak söylemlerden ve değerlendirmelerden uzak duralım.

Somali’de geçtiğimiz Ağustos itibariyle tehlikeli boyutlara ulaşan kıtlık yüzünden göç etmek durumunda kalanların bir kısmı Türkiye’ye gelmişti. 19 Aralık 2011 günü Şanlıurfa’daki Özel Çağlayan Okulu’nu ziyaret eden ve burada eğitim gören Somalili öğrencilerden birinin Türkçe konuşmasını dinleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, daha sonra kürsüye çıkarak öğrencilerin üç ayda Türkçe öğrenmelerini şu sözlerle takdir etti:

Bu bölgelerde yaşayan insanımızın ana dili Kürtçe. Önemli bölümü vatandaşlarımızın. Ama biz bu kardeşlerimize 70 yılda devlet olarak Türkçe öğretemedik. Kendi ana dilleri konusunda da olmadık sorunlar yaşadık, yaşadılar. Ama Fatma üç ay gibi kısa bir sürede bu müesseselerde Türkçeyi öğrenmiş.

Bundan bir yıl önce Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Nijeryalılara değinerek aynı düşünceyi dile getirmişti.

27 Şubat 2008 tarihinde, Tuzla tersanelerinde son sekiz ayda 18 kişinin iş kazası kaynaklı ölümlerini protesto etmek amacıyla oturma eylemi yapan ve sonrasında gözaltına alınan işçilerin eylemiyle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik şu değerlendirmeyi yaptı:

Çözüm için bütün kapıların açık olduğunu söylüyor ve bu çalışmaları yapıyorsak buna rağmen hala orada ne eylemi yapıyorsunuz? Ne eylemi, biz anlamıyoruz. Duyulacaksa duyuldu. Meclis’te araştırma komisyonu kuruldu, insan hakları komisyon kurdu, çalışma, aile, sosyal komisyon kurdu, bakanlık olarak müfettişlerimiz orada. Türkiye’nin gemi sanayinden çıkması isteniyorsa bilemiyorum. Yatıyoruz Tuzla, kalkıyoruz Tuzla…