Arşiv

idris naim şahin

Erzurum’un Aşkale ilçesinde 2 Nisan günü HES inşaatında 5 işçinin hayatını kaybetmesi sonrası 15 Nisan 2012 günü incelemelerde bulunmak için bölgeye giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, sonrasında Pasinler ilçesine geçti. Onu karşılayan vatandaşlardan Mustafa Boğaçayır’ın “Sayın Bakanım, senin geldiğine çok sevindim” demesi üzerine bakan şu cevabı verdi:

Yok ya? Nereden bileyim sevindiğini? Haydi bir takla at bir göreyim bakayım. Bir oyna bakalım. Oyna, nasıl oynarsın? Çalsın. Çal bakayım. Çal davulcu. 

Bakan’ın bu çağrısına uyan davulcu çalmaya başlayınca Boğaçayır’da sevincini göstermek için oynamaya başladı.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde 28 Mart 2012’de düzenlenen bir etkinliğe katıldı. Burada 21 Mart günü yaşanan olayları değerlendiren bakan, şöyle konuştu:

Geçen Çarşamba günü yaşadık, Nevruz Günü yaşadık. Güya bayram günüydü o gün. Ve ‘bayramımızı kutlatmıyorsunuz’ diyen birilerinin de bu arada gürültülerini dinledik, dinliyoruz. Soruyorum; 21 Mart Nevruz Bayramı, bu ‘yeni gün’ demek, yani baharın ilk günü. Kıştan çıkıldığı, bahara merhaba denilen gündü o gün. Bugünlerde öyle. Peki nasıl yeni bir gün bu? Yeni Kalaşkinofların, yeni biksilerin, yeni kanasların polise, askere doğrultulduğu gün mü Nevruz Günü sizin kitabınızda? Yetmedi, Cizre’de uzun namlulu silahla, Kalaşnikofla 21 Mart akşam üzeri orada Nevruz gününde, Nevruz kutlamasında polise tarama yaparak mı kutlamadır Nevruz Günü sizin kitabınızda, sizin törenizde. Varsa kitabınız, varsa töreniz… Olamaz zaten böyle bir şey. Peki soruyoruz sizin kitabınızda Nevruz Günü İstanbul’da otobüs duraklarını yakmak mıdır Nevruz? … Dükkanları talan etmek midir Nevruz? Bayram budur sizin kitabınızda? Önüne gelene, hedef gözetmeden ateş etmek midir Nevruz? Öldürmek midir Nevruz, yaşatmak mıdır bayram?

Sonrasında “yaşamaktan ve yaşatmaktan yana” olduklarını söyleyen Naim sözlerine şöyle devam etti:

Ama birilerinin kitabı, birilerinin bayramı, öldürmekten yanaysa da şu bilinsin ki 75 milyon vakur ve sessiz yığının; silahına da gerek yok, yumruğuna da gerek yok, sadece birer tükürüğü o 75 bin haini yok etmeye yeter ve yetecektir. 

19 Ekim 2011’de protesto için Başbakanlığın önüne gelen, hayatını kaybetmiş askerlerin yakınları ve gazilere polisin sert müdahalesi sırasında gazilerin protez kol ve bacakları çıkmış ve tekerlekli sandalyedekilerden bazıları yerde sürüklenmişti. CHP’li bir milletvekilinin konuyla ilgili soru yönergesine Ankara Vali Yardımcısı Fahri Aykırı’nın bilgi notuyla cevap veren İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Mart 2011’de şu ifadeleri kullandı:

Başbakanlık merkez bina Vekaletler Caddesi girişinde Başbakanlık Koruma Dairesi personeli ile bir grup arasında arbede yaşandığının İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerine bildirilmesi üzerine, görevlilerimiz 10 dakika gibi kısa bir süre içerisinde olay yerine intikal ederek çevre güvenliğini sağlamıştır. İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerimizce eylem yapan grubun terör mağduru gaziler olması nedeni ile gruba gayet nazik bir şekilde yaklaşımda bulunularak tansiyon düşürülmüştür.

2012 Şubat ayında Adıyaman’da Alevi vatandaşların oturduğu evlerin üzerine işaret konulduğu şüphesiyle ilgili olarak basında çıkan haberler üzerine Van’ın Erciş ilçesinde 1 Mart 2012’de bir açıklama yapan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin olayın çok büyütülmemesi gerektiğini söyledi ve aydınlatma yolunda neler yaptıklarını şöyle açıkladı:

İlk bulgular itibariyle bunun, görgü tanıklarının ifadesine dayalı bulgular itibariyle bu yazılamanın üç çocuk tarafından yapıldığı şeklinde, ama diğer olasılıkları da değerlendirmeye devam ediyoruz. Ta ki o çocukların kim olduğunu buluncaya kadar ve olayı kesinleştirinceye kadar. Çocukların yaptığına dair en mantıki kanıtımız yazılamalar insan boyu itibariyle 2 metre, 1.80, 1.60 metre değil de, bir çocuk boyu mesafesinde yazılamalar çocuklar tarafından yapıldığını gösteriyor.

İçişileri Bakanı İdris Naim Şahin 5 Şubat 2012 tarihinde AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığının dördüncü olağan kongresine katıldı ve tutuklu yargılanma ve tutukluluk sürelerinin uzunluğuyla ilgili dillendirilen eleştirilere cevap verdi:

Büyük Atatürk’ün dediği gibi eğer mevzubahis vatansa gerisi teferruattır. Biz değerlerimizden sapmamalıyız, duygularımızda ayrışmaya gitmemeliyiz. Gidiliyor mu, gitmek isteyenler var mı? Var, bir takım beyinsizler var… Nedir derdin sıkıntın? ‘Özgürlük’. Hangi özgürlükten bahsediyorsun? O zaman tutuklanınca şikayet etme, özgürlük yoksa dışarıda. Farkı yok içerde demek ki. Neden şikayet ediyorsun, demek ki var dışarıda özgürlüğün. Yani özgürlük yoksa, içerisi ile dışarının bir farkı yok, neden tutuklamalardan şikayet ediliyor. Niye, mahkumiyetten şikayet ediliyor, o zaman. Demek ki var dışarıda özgürlük, hem de o kadar var ki ‘Ben bu memleketi bölmek istiyorum, özgürlük, özerklik yetmez. Bilmem ne istan yapmak istiyorum’ diyecek kadar özgürlük var. İnkar edemezsin.

Şahin, konuşmasının devamında BDP’lileri kast ederek şunları söyledi:

Birileri için silah sigorta olabilir, beyinsizler için. Ama AK Parti için sigorta siyasettir, demokrasidir.

5 Ocak 2012 günü TBMM Genel Kurulu’nda yapılan kanun görüşmesi sırasında Uludere’de 35 vatandaşın hayatını kaybettiği bombalama gündeme geldi. BDP milletvekili Hasip Kaplan ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin arasında çıkan tartışmada Şahin, Kaplan’a “sana sabrediyorum” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti:

Ben hesabı veriyorum. Çünkü, biz hesap üzerine kurulmuşuz. Benim mahkemem var. Seninki gibi halk mahkemesi değil, uydurma mahkeme değil, insanlık dışı mahkeme değil. Benim mahkemem, savcım, müfettişim var. Şu anda çalışıyorlar.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 29 Ekim 2011’de, Van’daki depremin ardından depremzedelere moral vermek için ziyaret ettiği çadır kentte oradakilerle sohbet ederken, depremzedelerden birinin “Bugün tatlı da geldi” demesi üzerine hangi tatlıların geldiğini sordu. Depremzedenin “Tulumba, baklava, bülbül yuvası, hepsinden geldi” diye cevap vermesi üzerine Şahin, yanındaki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e dönerek şunları söyledi:

Sayın Başkanım yani biz de bir çadırla burada mekan tutalım.

Şahin, “Koskoca sarayda oturuyorsunuz, hiç gel dediğiniz yok” lafını da aynı gezi sırasında söylemişti.