Arşiv

kenan evren

Orgeneral Kenan Evren 12 Eylül 1980 günü radyo ve televizyondan yaptığı konuşmada ordunun yönetime el koyduğunu halka şu sözlerle ilan etti:

Bir defa daha belirtiyorum ki, Silahlı Kuvvetler aziz Türk Milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu, vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak, kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır.

Kenan Evren, Fikret Bila’yla yaptığı ve 7 Kasım 2007 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan röportajında (gardiyanların değil askerlerin görev aldığı ve işkencenin emir komuta zinciri içinde yapıldığı söylenen) Diyarbakır Cezaevi’yle ilgili şu açıklamaları yaptı:

Ben o zaman Devlet Başkanıyım. Biz devleti yönetiyoruz, cezaevlerini yönetmiyoruz ki!

Benim kanaatim şu: Cezaevlerinde o gardiyanlar, 12 Eylül öncesi dönemde çok sıkıntı çektiler. Hatırlarsanız, anarşi döneminde cezaevlerini oradaki suçlular yönetiyordu. … 12 Eylül olunca da bunlar mahkumlardan hınç aldılar. Tabii, sıkıyönetim komutanlıkları da orayı disiplin altına almak için, onların başına subaylar verdiler. Bu subaylar da eğitim yaptırdılar, talim yaptırdılar, Atatürk ilkelerini, inkılaplarını öğrettiler. İstiklal Marşı’nı söylettiler.

Sanki, işkence, 12 Eylül’den önce karakollarda yok muydu? … 12 Eylül’de biz polisi serbest bıraktık, rahat çalışsın diye. Onlar yine yaptılar bunu. Sorgulama yapılıyor. Söyletebilmek için bazı usulleri var onların. Onları kullanarak bilgi alıyorlar. Bunları Almanlar da yapıyordu, İngilizler de, ABD’liler de, Fransızlar da… Vaktiyle herkes işkence yapıyordu.

1986’daki Çernobil nükleer santral kazasından sonra Karadeniz Bölgesi ve bölgede yetişen çay ve fındık radyoaktif etki altında kalmıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 6 Aralık 1986 tarihinde gerçekleşen bir fabrika açılışında, çay servisi sırasında kendisini ıhlamur içerken görüntüleyen gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

Niye çektiğinizi biliyorum. Radyasyonlu diye, çay içmediğimi düşünüyorsunuz. Ben midem ekşidiği için ıhlamur içiyorum. Sonra ben, radyasyonlu falan diye içmemezlik etmem. Alışkınız.

Çayı demleyerek içerseniz bir şey olmaz. Ama bizde bazı mide hastalıklarına iyi geldiği için çay yenir. Hakikaten de iyi gelir. Şu sırada bunu yapmamalı. Çayı yememeli.

1999 yılında 24 TV’deki “Ertesi Gün” belgeselinde Davut Dursun’un sorularını yanıtlayan Kenan Evren 12 Eylül döneminde adaletin nasıl tecelli ettiğini şu sözlerle anlatıyordu:

Ben sağ ve sola katiyyen bir şey, ayrım yapmadım. Sağ ve sol üzerinden ayrım yapmadım. Hatta o kadar yapmadım ki, mahkum olan, idam cezası alanlar var. Mesela evvela sağdan almış değil mi bir tanesi… Mahkum olmuş, bekletirdim onu… Soldan da olsun… Onu verirlerdi, ikisini beraber, bir tane sağdan, bir tane soldan astım. Ona bile dikkat ettim, denge olsun diye.

19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edilen Erdal Eren’in idam kararı Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmiş olmasına karşın, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edildi. Kenan Evren 3 Ekim 1984’te yaptığı Muş gezisi sırasındaki konuşmada Erdal Eren’in idamına ilişkin şunları söylemiştir:

Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan bu Mehmetçiklere silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?