Arşiv

kişi

recep tayyip erdoğan6 Eylül 2015 tarihinde ATV – A Haber ortak yayınına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı günde Hakkari’nin Dağlıca ilçesinde PKK’lilerle yaşanan çatışma sonucunda hayatını kaybeden askerler üzerine yaptığı açıklamada kendisinin 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi sarf ettiği “400 milletvekilini verin, bu iş huzur içinde çözülsün sözüyle” ilgili olarak,

Parlamentoda daha zayıf oldukları dönemde olmayacak kadar bu dönemde yaptıkları tahribatı neyle izah edeceğiz? 6-7-8 Ekim olaylarını yaşadık, Suruç olayını yaşadık, Diyarbakır olayını yaşadık. Bunlar hep bir dayanışma ve yardımlaşmanın neticesinde, en azından ülkemizde terör belasının estirilmesinden başka bir şey değildi. Buradan rant elde ediyorlar. 400 vekili alabilecek veya bir anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı durum bugün çok daha farklı olurdu.

dedi.

recep tayyip erdoğanHakkari’nin Şemdinli ilçesinde PKK ile çatışmada hayatını kaybeden Özel Harekat Şubesi’nde görevli komiser Ahmet Çamur’un Trabzon’un Çaykara ilçesindeki cenaze törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ahmet Çamur’un ölerek en yüce makama kavuştuğunu söyleyerek şöyle konuştu:

Musallada cenaze namazını kıldığımız Ahmet kardeşimizi ebedi yolculuğuna herhangi bir mevta gibi uğurlamıyoruz. İnanıyoruz ki şehadet makamına ulaşmış olan bu şehidi uğurluyoruz. Ne mutlu onun ailesine, ne mutlu onun tüm yakınlarına. Peygamberlikten sonar en yüce makam. Makamların yücesi olan böyle bir makama Ahmet kardeşimiz ulaşmış durumda.

taner yıldızSoma’nın Yırca köyünde Kolin Grubu’nun yapmak istediği termik santral için kamulaştırılan arazideki zeytin ağaçlarının kesilecek olmasıyla ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 21 Ekim 2014 Salı günü şöyle konuştu:

Orada ne kadar zeytin ağacı kesti, bunu bir kayıp olarak görmüyoruz, yerine yüz katını bin katını diksin o yatırımcı. Bunu da yatırımcımız yapmaya hazır. Ama oraya 1.3 milyar dolarlık yatırım yapacaksın, oradaki kesilecek 100-200 tane zeytin ağacı Türkiye’nin gelişmesine de mani olmaması lazım. Yatırım seçtiğiniz alana değil kömür nerede çıkıyorsa oraya geliyor.

Bakanın açıklamaları sonrası termik santral yapılmaya çalışılan arazide Kolin Grubu’nun özel güvenlik elemanları 7 Kasım 2014 tarihinde nöbet tutan Yırca köylüsünü barakaya kapatmış, sabah 6.30’da iş makinaları ile 6 bin zeytin ağacını kestirmişti. Aynı günün akşamı ise Danıştay yürütmeyi durdurma kararı almıştı.

 

recep tayyip erdoğanBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan 18 Temmuz 2013 tarihinde katıldığı 6. Geleneksel Büyükelçiler iftarı sonrası yaptığı konuşmada Mısır’daki süreci Gezi Parkı gösterileri sırasında polis saldırısı sonucu yaşanan ölümlerle karşılaştırarak şu saptamalarda bulundu:

Türkiye’de 1-2-3-4 kişi polise şiddet uygularken ölüyor, tweetler Facebooklar dünyanın altını üstüne getiriyorlar. Mısır’da 300 kişi ölüyor, 50 tanesi namazda öldürülüyor.

İkircikli olmanın anlamı yok. Bu insanlar ibadet yaparken kurşunlanarak öldürülülyor. Bizim feryadımız bunadır. Milletin iradesine saygı duymayanlara karşıdır bizim feryadınız.

Türkiye’deki birçok cezaevinde devam eden açlık grevleriyle ilgili 11 Kasım 2012 tarihinde Trabzon’da bir açıklama yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sağlık açısından çoktan kritik eşiği geçen grevleri şöyle değerlendirdi:

Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur. Biz sağlıkla ilgili gerekli müdahaleyi yaparız.

22 Haziran 2012 Cuma günü Ankara’da devam eden metro inşaatında gerçekleşen göçük sonrası bir vatandaş yığının altında kalmış, cesedine günler sonra ulaşılmıştı. Konuyla ilgili olarak 26 Haziran’da konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım şöyle bir değerlendirmede bulundu:

Yeraltında çalışıyoruz, Ankara’nın altında elektrik devreleri, kanalizasyon devreleri, her türlü şebekeler mevcut. Tedbirler alınmakla beraber zor bir iştir. Buna benzer olaylar yine de beklenebilir. Dünyada da böyledir, normaldir. Şimdiden hemen sonucu nedir, sorumlusu kimdir, araştırma inceleme yapmadan hüküm vermek haksızlık olur.

2 Haziran 2012 tarihinde Samanyolu TV’nin Günlük programında kürtajla ilgili açıklamalar yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek şöyle konuştu:

Sağlık Bakanlığı geçen günlerde bir açıklama yaptı. Yılda 100 kürtaj yapıldığını söyledi. Bu ne demek? Yılda 100 bin cinayet işleniyor. Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor. Anası kendisini öldürsün. Diyorlar ki beden benim istediğimi yaparım. Ee can kimin Allah’ın değil mi? Allah’ın verdiği canı sen nasıl alabilirsin?

26 Mayıs 2012 tarihinde AKP Kadın Kolları Olağan Kongresi’nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kürt sorununun hükümetleri döneminde bittiğini söyledi ve 34 kişinin hayatını kaybettiği Uludere/Roboski katliamını gündeme getirenleri şöyle eleştirdi:

Ben sezaryenle doğuma karşı olan bir başbakanım ve bunların planlı yapıldığından, özellikle planlı yapıldığını biliyorum. Bunun bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bunun bir taraftan da kendilerine mali kaynak teşkil etmesi için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde donduruluyor. İki, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum: Yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bi Uludere’dir diyorum. 

30 Mayıs 2012 tarihinde Anadolu Ajansı Editör Masası’na katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ çıkarmayı düşündükleri kürtaj yasasıyla ilgili soruları yanıtladı. Tecavüze uğrayan kadınlarla ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı:

Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?’ deniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar. Böyle bir yasa çıkarılıp da kürtajla ilgili daha ciddi kısıtlamalar getireceksek mutlaka onun yan tedbirlerini de almak durumdayız. 

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Suç işlemek amacıyla kurulmuş silahlı teşekkülün (Susurluk Çetesi) yöneticisi olma” gerekçesiyle verdiği 5 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Mehmet Ağar 16 Nisan 2012’de cezaya yönelik açıklamasını şöyle yaptı:

Sevenlerimizi mahcup edecek hiçbir davranışın içinde hiçbir zaman olmadık. Başta da söylediğim gibi, hizmet kusuru atfedilebilir fakat suç atfedilemez. Bütün bunlara rağmen devletten gelmişiz, her türlü karara her vatandaşın ne yapması gerekiyorsa biz de onu yapacağız.

Erzurum’un Aşkale ilçesinde 2 Nisan günü HES inşaatında 5 işçinin hayatını kaybetmesi sonrası 15 Nisan 2012 günü incelemelerde bulunmak için bölgeye giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, sonrasında Pasinler ilçesine geçti. Onu karşılayan vatandaşlardan Mustafa Boğaçayır’ın “Sayın Bakanım, senin geldiğine çok sevindim” demesi üzerine bakan şu cevabı verdi:

Yok ya? Nereden bileyim sevindiğini? Haydi bir takla at bir göreyim bakayım. Bir oyna bakalım. Oyna, nasıl oynarsın? Çalsın. Çal bakayım. Çal davulcu. 

Bakan’ın bu çağrısına uyan davulcu çalmaya başlayınca Boğaçayır’da sevincini göstermek için oynamaya başladı.

6 Nisan 2011’deki 1. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katılan Başbakan Tayyip Erdoğan konuşmasında üç çocuk söylemini kendi eşinin evdeki iş yükünü anlatarak şöyle sürdürdü:

Amerikan bezlerinden alınır, o bezler kaynatılır, elde ovuşturulur vesaire… Dört çocuğumu benim eşim böyle büyüttü ama şimdiki annelerin işi kolay. Oradan çocuk bezini al katla, at çöpe, yenisiyle yola devam. Dört çocuk elhamdülillah ama şimdikilere bakıyorsunuz ‘bir tane yeter Başbakanım’ diyor veya ‘iki tane yeter’ diyor. En az üç tane yap, bak şartlar çok kolaylaştı.

AKP Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar 27 Mart 2012’de Zonguldak’ın Çaycuma ilçesindeki bir caminin açılışında yaptığı konuşmada şu saptamalarda bulundu:

Dindar bir nesilden kime zarar gelir? Vatana, memlekete, dinine, kendisine, ailesine faydası olur. Ateist, dinsiz bir gençten hiç kimseye fayda gelmez. 

Sözlerine cami, Kur’an kursu ve İmam Hatiplarin faydalarını sıralayarak devam eden Ulupınar 4 + 4 + 4 eğitim yasasıyla ilgili de şunları söyledi:

Şimdi bu hafta kafamızı gözümüzü de yarsalar, o bant aparatı atıyorlar ya, onu da yapsalar, bıçak da sallasalar, kurşun da atsalar inşallah 4+4+4 geçecek. İmam Hatiplerin de orta bölümü eskisi gibi tekrardan canlanacak. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Allah bize bunu nasip edecek inşallah.

Eski Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’le birlikte 12 Eylül darbesinde ismi geçenlerden emekli Orgeneral Bedrettin Demirel gazeteci Ahmet Kahraman’la gerçekleştirdiği 15 Eylül 1988 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanan röportajında Kahraman’ın 12 Eylül darbesinin tarihinin birkaç sefer değiştirildiği konusundaki sorusuna şöyle cevap verdi:

Evet öyle durumlar oldu. Zaman bakımından bazı tereddütler oldu. Uygun zaman bulalım… NATO temsilcileri geliyor, biz gidiyoruz. Ankara’da uluslararası toplantılar oluyor. Bayramlar var. Olayların en müsait zamanını beklemek gerekiyordu ki milletin tasvibine uğrasın.  

Demirel’in hükümetteki bakanların hepsinin içten içe darbeyi tasvip ettiklerini söylemesi üzerine Kahraman’ın “O halde neden bir yıl önce darbe yapmadınız da, beklediniz?” sorusu üzerine şunları ekledi:

Olmadı çünkü vasat (ortam)… Genel kanaat, kamuoyu. Kamuoyu aynı merkeze tevcih etmedikçe, tasvibini almadıkça…

Kahraman’ın “Ortamı olgunlaştırmak…” diye eklemesi üzerine, sözlerine şöyle devam etti:

Olgunlaştırmak…. Artık olsun değil de… Kamuoyu artık çare kalmadı. Biz demokrasiyi de zedelemek istemeyiz. Maksat, başka bir kurtuluş yolunun kalmadığını bütün vatandaşlar idrak etsin. 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Habertürk’te 02 Nisan 2012’de katıldığı programda, Okan Bayülgen’in Londra ve Paris’in gey belediye başkanlarıyla sorunlarını çözdüğü sözü üzerine şöyle dedi:

Her toplumun kendisine göre ahlaki değerleri vardır. Özellikle bizim Türk toplumu olarak Avrupa’daki gey kültürü ile birarada bulunmamız mümkün değil. Bunu tasvip etmek de mümkün değil. Bizim yetişme tarzımız, bizim ahlak tarzımız, bizim anlayış tarzımız biraz değişik. İnşallah bizim Türkiye’de gey olmayacak ve olmamalı.

Başbakan Tayyip Erdoğan 2 Nisan 2012’de katıldığı AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen Yerel Yönetimler ve Aile Sempozyumu’nda modern şehirlerin insana ve aileye hükmettiğini, huzurlu ve güvenli şehirler inşa edeceklerini anlattı ve ekledi:

Şimdi gideceğiz gerekirse evleri yıkacağız. Bunun yetkisini aldık mı, aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre, kentsel dönüşüm değişimle beraber yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Onun için tüm milletime sesleniyorum işimizi kolaylaştırın.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde 28 Mart 2012’de düzenlenen bir etkinliğe katıldı. Burada 21 Mart günü yaşanan olayları değerlendiren bakan, şöyle konuştu:

Geçen Çarşamba günü yaşadık, Nevruz Günü yaşadık. Güya bayram günüydü o gün. Ve ‘bayramımızı kutlatmıyorsunuz’ diyen birilerinin de bu arada gürültülerini dinledik, dinliyoruz. Soruyorum; 21 Mart Nevruz Bayramı, bu ‘yeni gün’ demek, yani baharın ilk günü. Kıştan çıkıldığı, bahara merhaba denilen gündü o gün. Bugünlerde öyle. Peki nasıl yeni bir gün bu? Yeni Kalaşkinofların, yeni biksilerin, yeni kanasların polise, askere doğrultulduğu gün mü Nevruz Günü sizin kitabınızda? Yetmedi, Cizre’de uzun namlulu silahla, Kalaşnikofla 21 Mart akşam üzeri orada Nevruz gününde, Nevruz kutlamasında polise tarama yaparak mı kutlamadır Nevruz Günü sizin kitabınızda, sizin törenizde. Varsa kitabınız, varsa töreniz… Olamaz zaten böyle bir şey. Peki soruyoruz sizin kitabınızda Nevruz Günü İstanbul’da otobüs duraklarını yakmak mıdır Nevruz? … Dükkanları talan etmek midir Nevruz? Bayram budur sizin kitabınızda? Önüne gelene, hedef gözetmeden ateş etmek midir Nevruz? Öldürmek midir Nevruz, yaşatmak mıdır bayram?

Sonrasında “yaşamaktan ve yaşatmaktan yana” olduklarını söyleyen Naim sözlerine şöyle devam etti:

Ama birilerinin kitabı, birilerinin bayramı, öldürmekten yanaysa da şu bilinsin ki 75 milyon vakur ve sessiz yığının; silahına da gerek yok, yumruğuna da gerek yok, sadece birer tükürüğü o 75 bin haini yok etmeye yeter ve yetecektir. 

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, CHP’nin 4+4+4 eğitim yasasına tepkilerini şöyle değerlendirdi:

28 Şubat’ın izlerini silmek bir kere milli bir görev. Dolayısıyla burada CHP ne kadar yırtınırsa yırtınsın, ne kadar çırpınırsa çırpınsın yapacağı bir şey yok. En fazla geciktirir; bir günde çıkacak yasa, 2 gün olur, 3 gün olur, 5 gün olur ama çıkar. Daha çok dayatırlarsa, Meclis’i çalıştırmak bizim görevimizdir. Meclis gündeminde bulunan Meclis İçtüzüğü’nü değiştiririz.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 25 Mart 2012’de Bursa’da yaptığı konuşmada, bir yerel gazetenin 22 Nisan’daki Bursa AKP kongresine Başbakanın gelip gelmeyeceği ile ilgili haberine şöyle tepki verdi:

Başbakanımız, Allah izin ve imkanı verirse kongreye gelir. Diyelim ki gelemedi. Ben gelirim. Diyelim ki ben gelemedim. Bu kongre yapılır. Sen ne demek istiyorsun arkadaş? İçindekini böyle başlığa çıkarman ayıp oluyor. Senin içinden geçeni ben biliyorum. Çünkü sen eski günlerin özlemi içindesin. Sen istiyorsun ki Bursa’da eskiden bazı yanlışlıklar yapılmıştı ’Ah ne de güzel olmuştu. Nerden çıktı bu adam şimdi? Doğru düzgün kongre yapmaya çalışıyor’ diye bana çakmaya çalışıyorsun. Bana çakılmaz arkadaş! Ayağını denk al. 22 Nisan’dan sonra seninle daha rahat konuşuruz.

Başbakan Süleyman Demirel Trabzon’un Of ilçesinde 14 Ağustos 1967’de yaptığı konuşmada Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kendisini protesto etmek için toplandıklarını öğrendiği solcu öğrencilerle ilgili olarak şu saptamalarda bulundu:

Birtakim ne idüğü belirsiz fukaralar, tüfeyli solaklar, birtakım budalalar, Türk halkının arasına girip, Türk halkını bölmek için zehirlerini akıtacaktır. Seni kandırıldığını sananlar seni kandırmaya çalışanlardır. 

Bu memleketin hürriyet havasını istemeyenler, başka memleketlerdeki esaret düzenlerine gıpta edenler, kapılar açık, çekip o memleketlerine gitsinler. Ne zannediyorlar Türk milletini?