Arşiv

nimet çubukçu

Dönemin Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu 19 Aralık 2006’da, bütçe görüşmeleri esnasında Recep Tayyip Erdoğan’ın haremimize girdiler sözünün gündeme getirilmesini şu sözlerle eleştirdi:

Özellikle kadınlara yönelik bir politika konuşulduğu zaman Başbakan Erdoğan ve ailesi her zaman hedef alınıyor. Bugün burada bir kez daha yapıldı. Biz sayın Baykal’ı veya eşini baz alarak konuşmuyoruz. Hiç kimsenin ailesi üzerinden siyaset yapmayın.

Çubukçu 5 Ocak 2007 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan röportajda da Deniz Baykal’ın başörtüsüne yönelik tavrını eleştirirken şöyle konuştu:

Eşiyle akşam yemeği bile yemeyen, yanında hiçbir yere götürmeyen biri, başörtüsüyle eşini her yerde temsil eden, eşinin yanından ayrılmayan kadını oraya yakıştıramıyor.

7 Ağustos 2010’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu Muş’ta gazetecilerin sorularını yanıtladı. İki gün önceki Ege Bölge Çalıştayı’ndan çıkan ‘kız-erkek öğrencilerin ayrı okutulması’ önerisi hakkındaki görüşü sorulan Çubukçu şöyle konuştu:

Kız çocuklarının ayrı okulda, erkek çocukların ayrı okulda okuması uygulaması Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren uygulanmış bir proje. Dünyanın her yerinde uygulanan bir proje, devam eden ve yapılagelen bir politika. Burada bu meseleyi çağdaşlık-çağ dışılık, haremlik-selamlık gibi değerlendirmek her şeyden önce eğitimin planlanması açısından bilimsel değil, doğru bir yaklaşım değil. Ben buna prensipte karşı olmadığımı da açıkça ifade etmek istiyorum. Bu önerinin de bu kadar mesele yapılacak bir yönünün olduğunu düşünmüyorum açıkçası.

Bu tür öneriler her zaman yapılıyor, yapılmasından doğal da bir şey olamaz. Özelikle belli bölgelerde kız çocuklarının okullaşması açısından, ortaöğretimde ayrı olarak planlanması konusunda öneriler her zaman yapılıyordu. Türkan Saylan da bunu öneriyordu. O zaman ona tepki gösterilmiyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın benimsemiş olduğu ve yürürlüğe koyacağı bir politika olarak sunulması ve ‘Milli Eğitim böyle düşünüyor’ denmesi hatalı diyorum. Ama bu görüşün savunulabilir bir görüş olduğunu da ben söylüyorum.


Dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu 5 Ocak 2007 tarihli Milliyet Gazetesi’ne verdiği röportajda imam nikahlı, çokeşli ya da eşini döven AKP’li milletvekkilerinin medyada sıkça haber yapılmasından duyduğu rahatsızlığı “Bizimkilere gelince imam nikahı deniyor, CHP’lilere gelince özel hayat. Hangi dünya görüşü olursa olsun, şiddet şiddettir. Bunun siyaseti olmaz. Erkek erkektir. Bu siyaset değil, erkek meselesidir.” diyerek dile getirmişti. Çubukçu, iki gün sonra bu sözlerini açmasını isteyen Ertuğrul Özkök’e şu yanıtı verdi:

Evet, siyasi bir ayrımcılık yapılıyor. Ben de diyorum ki, CHP’de de metresi olan çok milletvekili var. Bu AKP, CHP meselesi değil. Bu bir erkek sorunu. 

Çubukçu birkaç gün sonra, Adalet Komisyonu’nda görüşülen ve aile içi şiddete hapis cezası öngören Aileyi Koruma Kanunu tasarısının nikahsız yaşayan kadınları da kapsaması için verilen önergeye “Onlar aile değil” diyerek olumsuz görüş bildirdi ve nikahsız eşler kanun kapsamı dışında bırakıldı.

5 Ağustos 2010’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kırklareli’nde yaptığı bir konuşmanın ardından yanına gelen ve kendisine sözleşmeli öğretmenliği kaldıracağı vaadini hatırlatıp, “Öğretmenlerimizi ülkemizde sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler olarak siz bölmediniz mi? Nasıl oluyor da şimdi haktan, eşitlikten, adaletten bahsedebiliyorsunuz. Ne kadar eşitiz. … Neden aynı haklara sahip değiliz, ya da neden aynı ücreti alamıyoruz.” diyerek sitem eden iki öğretmene şöyle yanıt verdi:

Sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz, değil mi? … Sözleşmeli olarak başvurmayabilirdiniz. Elbette öğretmenliğin ülkemizde çok saygın bir meslek olduğunu düşünüyorum. Ama ülkemizde, bazı bölgelerimizde malesef öğretmelerimizin çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğu kadar, öğrencilerimizin eğitim alma hakları da var. Dolayısıyla Ağrı’daki öğrencilerin de sizin gibi öğretmenlere ihtiyacı var.

Dönemin Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu Malatya Çocuk Esirgeme Kurumu skandalının ardından yaptığı “Kurumların hepsinde en az dörder muhbirim var.” açıklamasına gelen tepkiler üzerine 9 Kasım 2005’te şunları söyledi:

Eleştirilerin pek o kadar üstünde durmuyorum. Çünkü muhbirlik denilen şey o kadar da kötü bir şey değil. Avrupa’da sokağa bir tane çöp atın bakın, vatandaşlar sizi nasıl ihbar ediyor. Avrupa’nın bugünkü gelişmişliği biraz da birbirlerinin yanlış davranışlarını ihbar etmelerinden kaynaklanıyor.

Çubukçu daha sonra, Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde de okullardaki şiddet sorununu ‘Çocuk Polisi Okul Temsilcisi’ atayarak çözdü.