Arşiv

ömer dinçer

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 27 Ocak 2012 tarihinde Habertürk’ün “Basın Kulübü” programında Güneydoğu’daki ücretli öğretmenlerle ilgili şu ifadeleri kullandı:

Oraya gönderdiğimiz öğretmenler ayrıldıkları zaman, onların yerine ben ücretli öğretmen almak durumunda kalıyorum, ve ücretli öğretmenlerin pek çoğu PKK tarafından yönlendiriliyorlar, ve sınıflarımıza PKK’lı öğretmenleri almak durumunda kalıyoruz, PKK’yı destekleyen öğretmenleri. 

Sunucunun bu konuyu biraz açmasını istemesi, ücretli öğretmenlerin PKK etkisi altında nasıl kaldığını sorması üzerine Ömer Çelik şunları söyledi:

Tahmin edebilirsiniz. Eğer yerel kaynaklara müracat etmişseniz, yerel kaynakların bir çoğu, mesela Hakkari’de, mesela Şırnak’ta, mesela Van’da, PKK’nın etkisi altında kalabilir. Sizin buradan gönderdiğiniz kadrolu öğretmeniniz, o etki altında kalmayacaktır. 

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başdanışmanı olduğu dönemde katıldığı, 19-21 Mayıs 1995’te Sivas’ta düzenlenen bir sempozyumda şunları söyledi:

Başlangıçta kurulurken ortaya atılan cumhuriyet ilkesinin de zayıfladığını ve işlevini kaybettiğini görüyoruz. Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür.

Türkiye’de Cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerine İslam’la bütünleşmesinin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin; laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha adem-i merkeziyetçi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu bulunduğunu ve artık bunun zamanın geldiği düşüncesini taşıyorum.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer 25 Aralık 2011’de Gaziantep Valisini ziyareti sırasında bir gazetecinin atanamayan öğretmenlerin durumunu sorması üzerine şöyle cevap verdi:

Atanamayan veya atama bekleyen öğretmenlerle ilgili çokça ben cevap verdim. O konuya tekrar cevap vermek istemiyorum. Yani bunu sürekli tekrar kaşıyor olmanın hiçbir mantığı yok.

Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Zonguldak’ta otuz işçinin yaşamını yitirdiği kazanın ardından, 27 Mayıs 2010’da katıldığı bir programda sunucunun cesetlerin durumunu sorması üzerine şunları söyledi:

…Güzel öldüler. Yani o konuda, ben acı çekmediklerini ve fizik olarak da güzel öldüklerini buradan rahatlıkla söyleyebilirim. Sekiz tane işçimizde hafif yanıklar vardı. … Nitekim ilk çıkardığımız yirmi kişinin kimlik tespitinde de sorun çıkmadı biliyorsunuz. Diğerleriyle alakalı olarak, kimlik tespitinde dna testlerine başvurmak zorunda kaldık. Bu açıdan öyle bir şey yoktu yani, şanslıydık.

 Bütün işçilerimizi ailelerine teslim ettik. Hepsi defnedildi, hepsi huzur içindeler.

26 Mayıs’ta, dokuz işcinin cenazelerinin karıştırıldığı ortaya çıkmış, üçü kimlik tespiti için morgda beklerken defnedilen altısının mezarları açılmak zorunda kalmıştı.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer 27 Ekim 2011’de Paris’te düzenlenen bir toplantıda -260 binden fazla öğretmenin atama beklediği- Türkiye’den daha fazla öğretmen gönderilmesi talebinde bulunulması üzerine şunları söyledi:

Şimdi ben size sorayım. Bizden öğretmen istiyorsunuz. Gönlümüz size öğretmen göndermek, istediğiniz kadar öğretmeni buraya yığmak istemez mi? Öyle mi zannediyorsunuz? Türkiye’de bizim aşağı yukarı 65 – 70 bin öğretmene ihtiyacımız var. Niye alamıyoruz? Türkiye’nin içinde… Türk insanı… Hatta bizim bakanlığın önünde her cuma gösteri yapıyorlar. Atanamamış öğretmenler diye uyduruk bir sorun çıkardılar. Onlar geliyorlar, bizi öğretmen olarak alın diyorlar. Öğretmen hazır, kapıda bekliyor.  Okulla öğretmene ihtiyaç var. Çocukların derslerine biz öğretmen atayamadığımız için ücretli hocalarla tamamlamaya çalışıyoruz. Niye almıyoruz? Çünkü bizim onları alabilecek kadar kaynağımız yok.