Arşiv

Tag Archives: ekonomi

10 Şubat 2012 tarihinde Çanakkale’de düzenlenen Evlilik Hazırlıkları Fuarına katılan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Çanakkale’nin nüfusunun azaldığını belirterek genç çiftlere önerilerde bulundu:

İnşallah çok kişinin güzel yuva kurmasına ve mutlu bir şekilde hayat sürmesine vesile olur. Tabi Çanakkale’de de bekarların biran önce evlenmelerini tavsiye ediyoruz. Asgari 3 çocuk istiyoruz. Ama Çanakkale’de 5 olursa daha iyi olur.

Çanakkale’nin, ruhuna uygun davranması gerekir. Kentin nüfusunun 4 bin kadar azaldığını görünce doğrusu şaşırdım. Neticede bekarların bir an önce evlenmesi lazım. Burası da cennet gibi çok güzel bir şehir, biz de çok önem veriyoruz. Her türlü yatırımı yapıyoruz. Çanakkale ekonomik açıdan da çok gelişiyor. Özellikle nüfusu artsın diye bu fuara geldik.

Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da benzer dileklerde bulunmuşlardı.

Eski AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Ekim ayında yapılacak seçimler öncesi 22 Eylül 1973’te Erzurum’da yaptığı seçim konuşmasında artan fiyatlar ve hayat pahalılığından dolayı diğer parti liderlerinin AP’nin önceki dönem politikalarına yaptıkları eleştirilere şu şekilde cevap verdi:

Canlı etin kilosunu 4,5 liradan 9 liraya çıkaran biziz. Maksadımız, köylünün cebine sağlam para koymaktı. Fukaranın cebine para koymadıkça fukaralığı nasıl kaldırabilirsiniz ortadan? Kaç zamandır ortada bir pahalılık sözüdür gidiyor. Bizim ne ilgimiz var pahalılıkla? Pahalılıkla AP’nin ilgisi, kavak ağacı ile fil arasındaki ilginin aynıdır. Hiç fil kavak ağacına çıkar mı? İçinizden hiçbiri filin kavak ağacına çıktığını gördü mü? Görmediniz. Olmaz bu çünkü. O halde, AP’nin pahalılıkla ilgisi aynen böyledir. Yani AP’nin pahalılıkla hiçbir ilgisi yoktur. 

MHP İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu 2008’de, AKP Hükümetinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu dönemde memur maaşlarına yapılacak zammın belirlendiği toplu görüşmelere katıldı. Hükümetin önerisini kabul edilemez bulan sendika temsilcilerine 29 Ağustos 2008’de “Olsa dükkan sizin.” diyen Başesgioğlu, konuşmasına bir fıkrayla devam etti:

Amerikan, İngiliz ve Türk Maliye Bakanları bir araya gelmiş. ABD Maliye Bakanı demiş ki “Biz memura ortalama 1400 dolar veriyoruz, onlara lazım olan 1000 dolar, kalan 400 dolarla ne yapıyorlar, bilmiyorum. İngiliz söze karışmış: Biz de 1500 pound veriyoruz, lazım olan 1000 pound, 500’ü ne yapıyorlar, bilmiyoruz. Sonra Türk Bakan konuşmuş: Biz ortalama 500 YTL veriyoruz, lazım olan 1000 YTL. Geri kalan 500’ü nereden buluyorlar, bilmiyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul 2 Ocak 2012’de yaptığı açıklamada desteklerini ne tür filmlere kaydıracaklarını şöyle açıkladı:

Destekler elbette ki devam edecek. Ama farklı bir destek, teşvik mekanizması gündemde. Seyirci üzerinden destek verilebilir. Türk filminin gişe yapanlarına bazı farklı nitelikte destekler gündemde. … Eskiden kahramanlık filmlerine, tarihi Türk filmlerine gidilir, çıkıldığı zaman onun etkisinde kalınırdı. Bir Malkoçoğlu vesaire etkilerdi. Bu yadsınamaz bir şeydi. Yani insanlar aslında bunu şu anda da yaşıyorlar. Ama çok kısa zamanlı ve bastırılmış şekilde yaşıyorlar. Çünkü duygularını promote edici bir halden ziyade, orada hapsedilmiş bir benlik içinde kaldılar. İnsanların bir hafta sonra da gülümseyerek veya üzülerek, hüzünlenerek tekrar yaşayabilecekleri filmleri göstermemiz lazım. Biz bunu gösteremediğimiz, yerli yapımlarda bunu çoğunluk haline getiremediğimiz zaman sinemaya olan ilgiyi artırmamız çok kolay değil.

Bakanlığımız tarafından daha önce yapılan çalışmalar var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Türk ailesinin yapısını güçlendirici eserlerin ortaya çıkmasında çok istekli, çok da haklı. Ben de bu konuda aynı şekilde düşünüyorum. … Yani daha arzu edilen, insanların ailesiyle beraber, çoluk çocuk gidebileceği ürünlere de ihtiyacımız var. Bunlar az. Bunların sayılarının çoğalması lazım. 

1993 yılında Sedat Çolak’ın sahibi olduğu AY-BA İnşaat tarafından 120 milyar liraya alınan Pendik’teki bir arazinin, Kemal Ilıcak aracılığıyla İLKSAN’a (İlkokul Öğretmenleri Yardımlaşma Sandığı) 340 milyar liraya satılmak istendiği, satışın tamamlanabilmesi amacıyla İLKSAN’a Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla, Maliye Bakanlığı tarafından 300 milyar liralık ödenek sağlandığı ve ödeneğin verilmesinin ardından satışın gerçekleştiği iddia edilmişti. O dönemde İLKSAN skandalı olarak adlandırılan bu iddiaların ardından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel 13 Nisan 1993’te olayla ilgili bir açıklama yaptı ve şunları söyledi:

Arsanın alınması için talimatı ben verdim, parayı da ben ödedim. Bu İLKSAN olayında bir kanunsuzluk varsa, yanlışlık varsa sorumlusu benim. Verdimse verdim, ne olmuş?

Kenan Evren 12 Eylül sonrası yaşanan ekonomik sıkıntıların sebebini ve çözümünü 25 Temmuz 1981’de şu şekilde ortaya koydu:

Bizdeki işsizliğin bir sebebi de fazla nüfus artışı. Batı ülkeleri bunun acısını çok çekmiş. Onun için nüfusları artmıyor. Birisi ölüyorsa birisi doğuyor. Çünkü birisi işten ayrılırsa, onun yerine öteki giriyor. Sıkıntı yok. Ama bizde senede yüzde iki buçuğa varan nüfus artışını biraz azaltalım arkadaşlar. Çocuklarımızı okutamadıktan sonra ne yapayım ben o çocuğu? İşte bunu da düşününce, azami iki çocuk sahibi olmak yeter. Onun için vatandaşlarıma sesleniyorum, az olsun, öz olsun.

Recep Tayyip Erdoğan üç çocuk talebini ilk kez 7 Mart 2008’de, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Uşak’ta düzenlenen bir etkinlikte şu sözlerle dile getirdi:

Batı devletleri genç nüfus transfer etmeye başladı. Türkiye’nin genç nüfusunu korumaya devam etmesi gerekir. Batı şu anda ağlıyor, sakın bu tuzaklara düşmeyin. Böyle giderse 2030 yılında Türkiye’nin nüfusunun çoğu da 60 yaşın üzerinde olacak. Sevgili hanım kardeşlerim, bir Başbakan olarak konuşmuyorum, bir dertli kardeşiniz olarak konuşuyorum. Bu tuzağa asla gelmeyiniz. Biz genç nüfusumuzu aynen korumalıyız. Bir ekonomide aslolan insandır. Bunlar ne yapmak istiyor? Bunlar Türk milletinin kökünü kazımak istiyorlar, yaptıkları şey bu. Eğer nüfusunuzun azalmasını istemiyorsanız, bir ailenin 3 tane çocuğu olmalı. Takdir sizindir, o ayrı bir mesele. Bunu yaşadım, inanarak söylüyorum. Çocuk berekettir. 

Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren 21 Kasım 1985’te, çizme giyen Diyarbakırlı kadınlara tasarruflu olmak gerektiğini şu sözlerle hatırlattı:

Dinimizde israf haramdır…Şimdi piyasada bir çizme fiyatıyla üç ayakkabı alınıyor. Kadınlar çizme yerine ayakkabı giysinler. Ben kızlarıma bile kızıyorum. Neymiş efendim, ayakları üşüyormuş. Üşüyorsa kalın çorap giysinler.