Arşiv

Tag Archives: f tipi

Kendisinden bir önceki Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın hükümlü haklarına kısıtlama getiren bir genelge yayımlaması ve sonrasında bunu protesto için bazı cezaevlerindeki hükümlülerin ölüm orucuna başlaması üzerine 15 Temmuz 1996’da Eşkişehir Özel Tip Cezaevi’ni ziyaret eden dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan cezaevi koşullarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak

Cezaevleri otel değildir

dedikten sonra, tutuklu ve hükümlülerin daha iyi cezaevleri koşullarını talep etmeleri konusunda da şöyle konuştu:

Türkiye’de bazı kesimlerce tabutluk olarak tarif edilen, ama incelemem neticesinde batıdaki mükemmellerin en mükemmeli olan bir cezaevi gördüm…. Özel Tip Cezaevi’ndeki siyasilerin dışındaki tutuklu ve hükümlülerin hiçbir şikayeti olmadığını, cezaevi yönetiminden de memnun kaldıklarını gördüm. Bu mekanlarda insanların kendi evindeki rahatlığı araması abestir. 

2 Kasım 2005’te Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyeleri Rize’de, ölüm orucunda hayatını kaybeden Zehra ve Cana Kulaksız’ın mezarlarını ziyaret etti. Mezarlık dönüşü basın bildirisi dağıtmak isteyen TAYAD’lılara yaklaşık 300 kişilik bir grup linç girişiminde bulundu. Dönemin AKP Rize Milletvekili Abdülkadir Kart ertesi günkü protokol bayramlaşma töreninde olayları şöyle değerlendirdi:

Ne yapmak istedikleri belli. Trabzon’da da, Rize’de de F tipi cezaevi bulunmuyor. Buraya gelip insanımızın huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Devletine ve milletine son derece bağlı Karadeniz insanı onlara gerekli dersi verdi. Derslerini aldılar. Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler.

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ise olaylar hakkında şunları söyledi:

Pencereden, belediye binası önünde birilerinin tartıştığını gördüm. Sonradan öğrendim ki, TAYAD üyeleri pankart açmaya çalışmış. Eğer onlar olduğunu bilsem, inip ben de vururdum. Kimsenin, insanımızın sabrını taşırmaya hakkı yok. Halkımız gereken cevabı verdi. 

26 Haziran 2006’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyeleri F-tiplerindeki tecriti pretosto etmek amacıyla bir basın bildirisi yapmak istemiş fakat linç girişimine maruz kalmışlardı. Bu olay üzerine açıklamada bulunan Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir şunları söyledi:

Halkımızı birbirine düşman hale getirmemeliyiz. Yaşam her şeye değer. Bu dünyadan zevk almaya bakalım. Düşmanlıklar hiçbir fayda sağlamaz. Bu insanlar dışarıdan değil, burada yaşıyorlar. Ama neyi kaşımak istiyorlar, biz onları gayet iyi biliyoruz. Trabzon´un huzurunu bozmaya çalışanlara fırsat vermeyiz. Biz yargısıyla, askeriyle, mülki erkanıyla bir devletiz. Halkın huzurunu bozanlar cezasını çekerler. Her zaman söylüyorum, devletimiz büyüktür kimseye pabuç bırakmaz.

Özdemir 6 Nisan 2005’te bildiri dağıtırken linç edilmeye çalışılan ve ‘toplumda infial yaratmak’ suçundan tutuklanan; ardından 10 Nisan 2005’te bu tutuklamaları ve linç girişimini protesto eden ve yine saldırıya uğrayan TAYAD’lılar hakkında da şunları söylemişti:

Bazı çevreler, Trabzon’da kamu düzenini olumsuz etkileyecek davranışlarda ısrar ediyor. Suç sayılan fiiller yargıda mutlaka karşılığını bulacaktır.


Büyük çoğunluğu mahkum, otuzdan fazla insanın hayatını kaybettiği 19 Aralık 2000 tarihli “Hayata Dönüş Operasyonu” sonrası İP Genel Başkanı Doğu Perinçek operasyon öncesi mahkumlar tarafından F-tiplerine karşı sürdürülen ölüm oruçlarını şöyle değerlendirdi:

F tipi için ölmek sonuca götürecek bir yöntem değil. İnsan bir dava için elbette ölebilir ama dava da dava olmalı.

F-tipi cezaevlerini protesto etmek için yapılan ölüm oruçlarına karşı 19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen, 30 mahkum ve 2 askerin hayatını kaybetmesine ve çok sayıda mahkumun yaralanmasına sebep olan “Hayata Dönüş Operasyonu” sonrası aynı gün Başbakanlık’ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan dönemin başbakanı Bülent Ecevit müdahaleyi şu sözlerle savundu:

Bu mücadele teröristleri kendi terörizmlerinden koruma ve kurtarma girişimidir. Bütün güvenlik güçlerimiz, tam bir uyum içinde ve sabırla çalışıyorlar. Cana kıyılmaması için ellerinden geleni yapıyorlar.

23 Aralık 2000’de  “Hayata Dönüş Operasyonu”yla ilgili verilen brifingin ardından dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan bir gazetecinin sorusu üzerine şöyle dedi:

Devletin ayıbını bu operasyon temizlemiş oldu. Bu ayıbın mimarlarını ve aktörlerini halkımız bu operasyonla tanıma fırsatı elde etmiş oldu.

Otuzdan fazla kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı “Hayata Dönüş Operasyonu”nun ardından, 21 Aralık 2000’de dönemin TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı ve 21. dönem MHP Manisa Milletvekili Hüseyin Akgül şu açıklamayı yaptı:

Cezaevlerine müdahale, insanın en kutsal hakkı olan yaşama hakkını korumak gayesi ile yapıldığından, komisyonumuzca bir insan hakkı ihlali olarak değerlendirilmemiştir.

19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen ve otuzdan fazla mahkumun öldürüldüğü “Hayata Dönüş Operasyonu”nun ardından dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk şu açıklamalarda bulundu:

Bu operasyonun amacı, çocuklarınızı kurtarmaktır, onlara devletin şefkatli eli uzanmıştır. … Bu devletin şefkat operasyonudur. İnsan hayatı kurtarma operasyonudur.

Açıklama yaptığım saate kadar çoğu kendini yakmak suretiyle tutuklu ve hükümlülerden 16’sı ölmüş, 78’i de yaralanmıştır.