Arşiv

Tag Archives: gösteri hakkı

4 Kasım 1997 tarihinde gazetecilerin Susurluk kazası ile ilgili sorularını yanıtlayan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, kazayla ortaya çıkan derin devlet ilişkilerinin aydınlatılmasını isteyen ve bu amaçla 1 Kasım 2011 günü Susurluk’ta bir gösteri yürüyüşü düzenleyen 25 bin kadar protestocu için şu sözleri kullandı:

Bir yıl sonra Susurluk’ta bu devletin, bu milletin bölücü diyebileceği gruplar toplandı. Millete, devlete sövdüler. Susurluk’ta adeta bölücülük bayraktarlığını yaptılar. 

Bu sözler üzerine bir gazetecinin “Meydanlarda demokrasi diyorsunuz. 25 bin kişiyi bölücü diye nitelendirmek nasıl bir duygu?” diye sorması üzerine şöyle konuştu:

Ellerinde belge olduğunu söyleyenler hala hiçbir şey ortaya çıkarmıyor. Onlara niye bu nasıl bir duygu diye sormuyorsunuz?

Çiller, Susurluk kazasında hayatını kaybeden ve sonrasında derin devletin en önemli tetikçilerinden biri olduğu iddia edilen Abdullah Çatlı’yı da saygıyla andığını söylemişti.

TBMM’nin 90. yılı için Adıyaman’da kurulan ormana fidan dikmek üzere 9 Nisan 2010’da şehre gelen dönemin TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Adıyaman Valisi Ramazan Sodan’ı makamında ziyaret etmeye giderken, Valilik binası protokol girişinde  toplanan 50 kadar Tekel işçicisinin protestosuyla karşılaşınca protestoyu önce görmezden gelip binaya girdikten sonraysa gazetecilere şunları söyledi:

Bu kadar işsiz insan varken, 500-600 liraya çalışmaya hazır insan varken, 900 liraya çalışmayacak bir de eylem yapacaksın. Bu bindiğin dalı kesmektir. Bağıra çağıra hak elde edeceklerini sanıyorlarsa, asla hak elde edemezler.

2008 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Taksimde gerçekleştirmek isteyen gruplara polis müdahale etti. Bu müdahaleler sırasında Şişli Etfal Hastanesi’nin acil servisi önüne de biber gazı atılmış, doktorlar ve  hastalar gazdan etkilenmişti. Yaşanan olaylar üzerine açıklamalarda bulunan dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler şunları söyledi:

Burada 100 kişilik bir grup hastanenin girişini kapattı. Başhekimlik de polise bu konuda başvurdu. Hastaneye yaralı iki polis getiren bir ambulansın girişine izin verilmedi. Hastanenin dış kapısında atılan gaz bombası rüzgarın etkisiyle içeriyi de kısmen etkiledi. Yaralı polis getiren araçta yer alan polisin palaskası, taşıdığı gaz bombasının pimini etkileyerek faaliyete geçirdi ve öncelikle o polis zarar gördü. Dünyanın hiçbir yerinde hastanede, hastane önünde eylem yapılmaz. Böyle bir eyleme polisin müdahale etmesi kaçınılmazdır.

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle 9 Aralık 2011 günü basın mensuplarıyla düzenlediği sohbet toplantısında, Amerikan filmlerinde gördüğü, hayallerindeki protestoyu gazetecilerle paylaştı:

Amerikan filmlerinden görüyoruz. Beyaz Saray’ın etrafında, protesto olarak hale yapmış dönüyorlar. Ben de şunu özlemliyorum: Meclisin etrafında, herhangi bir yasayı protesto eden insanlar hale yapmış, ellerinde dövizlerle tepki gösteriyorlar. Bu tür demokratik bir protestoyu özlüyorum.

Vatan Caddesi’nde düzenlenen 30 Ağustos 2006 kutlama töreninde Lübnan’a asker gönderilmesini protesto etmek için “İsrail askeri olmayacağız” yazılı pankart açan Öğrenci Kolektifleri üyesi dört üniversiteli, PKK militanı oldukları gerekçesiyle linç edilmek istenmiş ve polisin de şiddetine maruz kalmıştı. Olay yerine gelen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah şu açıklamayı yaptı:

Bu tipteki kişilere büyük tepki var. Eylemciler biri bayan, üçü erkek ve üniversitede okuyorlar. Üniversite gençliğinden. Birtakım şeyler konuşmuşlar, vatandaşlarımız da müdahale ediyor. Polis de vatandaşın müdahalesinden korumak için bunları aldı. Vatandaş pankartı açtırmamış. Bunlar maalesef üniversite öğrencisi. Vatandaşımız da gerekli olan tepkiyi gösterdi. Güzel bir tepki vatandaşımızın tepkisi.

27 Şubat 2008 tarihinde, Tuzla tersanelerinde son sekiz ayda 18 kişinin iş kazası kaynaklı ölümlerini protesto etmek amacıyla oturma eylemi yapan ve sonrasında gözaltına alınan işçilerin eylemiyle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik şu değerlendirmeyi yaptı:

Çözüm için bütün kapıların açık olduğunu söylüyor ve bu çalışmaları yapıyorsak buna rağmen hala orada ne eylemi yapıyorsunuz? Ne eylemi, biz anlamıyoruz. Duyulacaksa duyuldu. Meclis’te araştırma komisyonu kuruldu, insan hakları komisyon kurdu, çalışma, aile, sosyal komisyon kurdu, bakanlık olarak müfettişlerimiz orada. Türkiye’nin gemi sanayinden çıkması isteniyorsa bilemiyorum. Yatıyoruz Tuzla, kalkıyoruz Tuzla…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Kasım 2011 günü katıldığı bir açılışta, yardımlardaki yetersizlikler yüzünden Bakanları, Van Valisini protesto eden ve güvenlik güçlerinin tazyikli su ve copla müdahelesine maruz kalan depremzedeler hakkında şunları söyledi:

Açık ve net söylüyorum. Bunlar depremzede değil, sadece provoke etmeye çalışan provokatörler. … Orada çalışmakta olan bakanlarımız, valimiz ve oraya emeğini koyan güvenlik güçlerimiz, hepsi bir de bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.