Arşiv

Tag Archives: hayata dönüş

Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, 29 Ocak 2012’de Radikal gazetesinde yayımlanan röportajında, 19 Aralık 2000’de 20 cezaevinde gerçekleştirilen ve 32 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden olan “Hayata Dönüş Operasyonu“nda öldürücü dozda kimyasal silah kullanılmasının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

Hayata Dönüş Operasyonu acımasız bir müdahale değildi. Mahkumları yakanlar örgüt elemanları. Çok güzel hazırlanmış bir projeydi. Bütün cezaevlerinin krokileri çıkartılmış ve jandarma üç ay eğitim almıştı. Zaiyat olmasın diye çok güzel bir çalışma yürütüldü. Son saniyeye kadar da müdahale edilmedi. Diğer mahkumlardan en ufak bir şey yok ama ölenlerin tamamı örgütten. Sıkıntı yurtdışındaki lider kadronun buradaki insanları kullanması. Operasyonları yapan Adalet Bakanlığı. Başlarında da savcı vardı. Jandarma da onun emrine göre hareket eder. Kullandığı hiçbir şey yok. Yakan kendileri. Bugünden bakınca son derece güzel bir proje her şeyiyle.

19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen “Hayata Dönüş Operasyonu”nun ardından 2001 yılında, kişiye kötü muamele yapmak, görevi kötüye kullanmak ve görevi ihmal suçlarından 1460 asker hakkında dava açılmıştı. Davanın 19 Haziran 2008’de zamanaşımına uğrayıp düşmesini, operasyonlar gerçekleştirildiği sırada Adalet Bakanı olan Hikmet Sami Türk, 24 Haziran günü şöyle yorumladı:

Türkiye’de böylesi bir olayda kamu görevlilerinin çeşitli yerlerde bulunması, bir yere getirilmesi, duruşmaya çıkarılması zaman almıştır. Yargının ağır işleyişi bir sorun, bazı olaylarda da kaçınılmaz bir biçimde ortaya çıkıyor. Bu olayın özelliğinden kaynaklanıyor. Ortada bir suç varsa, bunun cezasız kalmaması gerekiyor. Ama zamanaşımı da hukukun kabul ettiği bir durumdur. Hukuk devletinde bütün davalar sonsuza kadar sürmez. Suç çok ağır olmadığında zamanaşımı da uzun değildir.

Keşke dava sonuçlansaydı da, gerçekten suç işlenip işlenmediği yargı kararıyla açığa kavuşsaydı.

Büyük çoğunluğu mahkum, otuzdan fazla insanın hayatını kaybettiği 19 Aralık 2000 tarihli “Hayata Dönüş Operasyonu” sonrası İP Genel Başkanı Doğu Perinçek operasyon öncesi mahkumlar tarafından F-tiplerine karşı sürdürülen ölüm oruçlarını şöyle değerlendirdi:

F tipi için ölmek sonuca götürecek bir yöntem değil. İnsan bir dava için elbette ölebilir ama dava da dava olmalı.

F-tipi cezaevlerini protesto etmek için yapılan ölüm oruçlarına karşı 19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen, 30 mahkum ve 2 askerin hayatını kaybetmesine ve çok sayıda mahkumun yaralanmasına sebep olan “Hayata Dönüş Operasyonu” sonrası aynı gün Başbakanlık’ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan dönemin başbakanı Bülent Ecevit müdahaleyi şu sözlerle savundu:

Bu mücadele teröristleri kendi terörizmlerinden koruma ve kurtarma girişimidir. Bütün güvenlik güçlerimiz, tam bir uyum içinde ve sabırla çalışıyorlar. Cana kıyılmaması için ellerinden geleni yapıyorlar.

23 Aralık 2000’de  “Hayata Dönüş Operasyonu”yla ilgili verilen brifingin ardından dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan bir gazetecinin sorusu üzerine şöyle dedi:

Devletin ayıbını bu operasyon temizlemiş oldu. Bu ayıbın mimarlarını ve aktörlerini halkımız bu operasyonla tanıma fırsatı elde etmiş oldu.

Otuzdan fazla kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı “Hayata Dönüş Operasyonu”nun ardından, 21 Aralık 2000’de dönemin TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı ve 21. dönem MHP Manisa Milletvekili Hüseyin Akgül şu açıklamayı yaptı:

Cezaevlerine müdahale, insanın en kutsal hakkı olan yaşama hakkını korumak gayesi ile yapıldığından, komisyonumuzca bir insan hakkı ihlali olarak değerlendirilmemiştir.

19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen ve otuzdan fazla mahkumun öldürüldüğü “Hayata Dönüş Operasyonu”nun ardından dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk şu açıklamalarda bulundu:

Bu operasyonun amacı, çocuklarınızı kurtarmaktır, onlara devletin şefkatli eli uzanmıştır. … Bu devletin şefkat operasyonudur. İnsan hayatı kurtarma operasyonudur.

Açıklama yaptığım saate kadar çoğu kendini yakmak suretiyle tutuklu ve hükümlülerden 16’sı ölmüş, 78’i de yaralanmıştır.