Arşiv

Tag Archives: hes

Erzurum’un Aşkale ilçesinde 2 Nisan günü HES inşaatında 5 işçinin hayatını kaybetmesi sonrası 15 Nisan 2012 günü incelemelerde bulunmak için bölgeye giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, sonrasında Pasinler ilçesine geçti. Onu karşılayan vatandaşlardan Mustafa Boğaçayır’ın “Sayın Bakanım, senin geldiğine çok sevindim” demesi üzerine bakan şu cevabı verdi:

Yok ya? Nereden bileyim sevindiğini? Haydi bir takla at bir göreyim bakayım. Bir oyna bakalım. Oyna, nasıl oynarsın? Çalsın. Çal bakayım. Çal davulcu. 

Bakan’ın bu çağrısına uyan davulcu çalmaya başlayınca Boğaçayır’da sevincini göstermek için oynamaya başladı.

2011 seçimleri sonrası kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının (namı diğer “toki bakanlığı”) görevleri ve teşkilatı 17 Ağustos 2011 tarihli, 648 sayılı KHK ile belirlendi. Bu görevler arasında, Türkiye’de şimdiye kadar doğal sit alanı ve tabiat varlığı olarak tescil edilmiş bölgeleri yeniden belirlemek vardı. 25 Ağustos’ta Taka gazetesine konuşan Erdoğan Bayraktar şunları söyledi:

Bakanlığımız, kullanma ve koruma dengesini geliştirecektir. Sit alanları kendi şartlarında değerlendirilmelidir. Sit alanları haram bölgeler değildir. Oralarla ilgili de bazı düzenlemeler yapılabilir. 1970 yılından sonra dünya genelinde çevre duyarlılığı arttı. Bu duyarlılığa biz de katkı sağlayacağız. Orman Bakanlığından çevreyi,  Kültür Bakanlığından tabiat varlıklarını aldık. Yeni bir bakanlık oldu. Bizim bakan olacağımız belli değildi. Bizden önce teşkilatlandı. Biz de eksiklikleri gideriyoruz. Belediye vermesi gereken imar palanlarını vermezse, geciktirirse biz müdahale edeceğiz. Ancak, Vali inceleyecek bize rapor yazacak, biz devreye girip insanımızın, müteahhitimizin  mağduruyetini  gidereceğiz. Bakanlığın her türlü kamu ve şahıs imar planı yapma yetkisi var.  Çevre planlarını da biz yapacağız. Nüfusu 5 binin altında olan beldelerden yapı denetim zorunluluğunu kaldırdık. Kamu ve özel sektör arazilerinin birileştirilmesindeki bürokratik engelleri azalttık. Şu anda TOKİ bana bağlı değil. TOKİ operasyonel bir kurumdur. Her türlü ihale yetkisi vardır. Bizim yaptığımız her şey hazinenindir. TOKİ’ye yardımcı olacağız. Şehircilikten anladığımız için bu bakanlığa getirildik. Tarım Bakanı da olabilirdim. Bu ustalık kabinesidir. Bu çercevede bütün bakanlıkları sayın Başbakanımız icracı bakanlığa cevirdi. Bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanı da biz olduk. Tüm Türkiye’ yi kucaklayacağız.

Daha önce doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunlar hakkındaki koruma tedbirleri hakkında karar alacak Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunda yer alan meslek grupları “biyolog, peyzaj mimarı, ziraat, çevre, orman ve su ürünleri mühendisleri” iken 2 Kasım 2011’de çıkartılan 662 sayılı KHK ile bunlar “mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi” olarak değiştirildi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 27 Ekim 2011’de DSİ Genel Müdürlüğü’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Kamuoyunda bir yanlış anlayış var. Sanki hidroelektrik santraller suyu tüketiyor, dereyi kurutuyor. Bu yanlıştır, özellikle belirtmek istiyorum. Ayrıca barajlara karşı da bazı çevreler tarafından tepki var. Bu da fevkalade yanlıştır. Barajlara karşı çıkmak cinnettir.

Eroğlu bu tespitini ilk kez, Çevre ve Orman Bakanı olduğu dönemde, 24 Ekim 2010’da Keçiören’de katıldığı bir açılışta dile getirmişti:

Önümüzü kesmek isteyenler var. Ben buna şaşıyorum. Bu bizim kendi kaynağımız, temiz kaynağımız. Ucuz ve yenilenebilir bir kaynak. Hidroelektrik santrallerine karşı çıkmak kesinlikle cinnettir. Çevrenin tahrip edilmesi asla söz konusu değildir.

Başbakan Erdoğan, 22 HES yapımının planlandığı İkizdere Vadisi’nin SİT alanı ilan edilmesi kararını alan Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na 23 Ekim 2010 tarihinde şöyle itiraz etti:

Değerli arkadaşım sen bugüne kadar neredeydin yahu? Bugüne kadar oraları niçin SİT alanı ilan etmediniz de şimdi HES çalışmaları başlayınca kalktınız buraları SİT alanı ilan ediyorsunuz? Bu haritaları siz yapacaksınız, bunun üzerinde siz çalışacaksınız. 

Bizler yıllarca bu ülkede ’su akar, Türk bakar’ mantığıyla suya yaklaştık ama artık böyle bakmayalım istiyoruz. Artık ’su akar, Türk yapar’ demeye başladık, şimdi de önümüz kesiliyor. Bu sularımız denizlere boşu boşuna akıp gitmesin. Bunlardan hep birlikte istifade edelim. Bunu tamamen popülist bir yaklaşımla ele alalım demiyorum, doğayı tahrip edelim demiyorum ama Allah aklı, bilimi, bilgiyi, araştırmayı bize emrediyor. Bizim bunları yapmamız lazım.

Hükümet bu açıklamanın ardından 28 Ekim’de meclise gönderdiği ve 29 Aralık akşamı onaylanan Yenilenebilir Enerji Kanunu hakkında değişiklik öngören yeni yasayla, milli parklar, doğal sit alanları, tabiat parkları gibi tüm koruma altındaki alanlarda HES’lerin önünü açtı.

7 Aralık 2010’da eski Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Meksika’daki bir konferansa katılmadan önce havaalanında gazetecilerin HES’lerle ilgili sorularını şu şekilde  yanıtladı:

Pek çok suyumuz boşa akıyor. … Biz çevreyi tahrip etmeden bu kaynağımızı da kullanacağız. Dereler kurumuyor, hidroelektrik enerji santralleri suyu yutmuyor, su kullanmıyor; sadece suyun gücünden istifade ediyor.

Şöyle düşünün: Rize, Trabzon ve Karadeniz halkı enerjiyi nereden alacak? Oraya termik santral mi kuralım? Bunu düşünmek lazım. Bir kere vatandaşı yanlış yönlendiriyorlar. Vatandaşı yönlendirenler ‘Efendim dereler kuruyacak’ diyor. Derelerin kuruması söz konusu değil.

Kesinlikle çevreye hiçbir zarar vermiyor. Orada yol inşaatları, yamaçtaki birkaç eve bir beldeye yapılan yolların verdiği tahribat, bir hidroelektrik santralinin yapımının verdiği zararın belki yüzlerce katı. Peki, niye yol istiyorlar? Yol da yapmayalım o zaman, enerji de götürmeyelim oraya.

9 Ekim 2011’de Zaman Gazetesi’ne konuşan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu halkı, davası sürmekte olan ve bilirkişi raporu beklenen HES’lerin açılışına “5 Mayıs 2012, saat 10.59’da herkesi açılışa ve vadinin son durumunu görmeye davet ediyoruz.” diyerek çağırdıktan sonra şu açıklamaları yaptı:

Ülkenin boşa akan kaynaklarını değerlendiriyoruz. … HES’ler çevreyi kirletmiyor, nehirde nokta gibi, taşkınları önlüyor, fazla suyun enerjisini alıyor.

Solaklı’da Uzungöl’den daha güzel bir mesire alanı kuruluyor.

Eroğlu 16 Ağustos 2011’de Trabzon’daki bir toplantıda da şunları söylemişti:

Halk, Solaklı ve İyidere vadilerindeki ekolojik çalışmaları görünce, diğer vadilerin bu şekilde olmasını isteyeceklerdir. HES’lerin çevreyi tahrip etmediğini, çevrenin bu şekilde turizme açılabileceğini de göstereceğiz.