Arşiv

Tag Archives: idamlar

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener MHP tarafından 7 Ağustos 2010’da Yalova’da düzenlenen bir konferansta konuştu. Akşener, cinayet suçundan yaşı büyütülerek idama mahkum edilen ve maktul jandarma erini öldürdüğü konusunda ciddi şüpheler bulunan Erdal Eren’in ismini zikrederek yaptığı konuşmada ağlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ise şu şekilde eleştirdi:

17 Temmuz 2010. Tayyip Bey grupta konuşuyor. Erdal Eren’i anlatıyor uzun uzun. O kadar bilmiyor ki Erdal Eren kim? Erdal Eren bir jandarma erini şehit etmiş kişi. Onu anlatıyor, şiirler okuyor. Sonra rahmetli şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu okuyor. O kim? O, suçsuzluğu bugün onu yargılayanlar tarafından tescil edilmiş, itiraf edilmiş bir isim. Başbakan bir soldan bir sağdan iki kişiyi anlatıyor. O konuşurken grubu ağlıyor. Gerçi ben Başbakan’da göz yaşı görmedim. Biraz titredi ama gözünden yaş gelmedi. Ben onu izlerken ‘tüm kötülüklerin anası ilan ettiği ve savaş açtığı’ 12 Eylül Anayasası ve o darbeyi yapan Kenan Evren’i hatırladım. Başbakan bana Kenan Evren’i hatırlatıyor.

11 Mart 1972 tarihinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararının görüşüldüğü oturumda konuşan Adalet Partisi milletvekili Seyfi Öztürk, bu idamın diğerlerinden neden farklı olduğunu şu sözlerle açıkladı:

Şimdi derhal ifade edeyim ki; ne merhum Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan’ın idamı hadisesinin sebebini, muhtevasını, ne de Talat Aydemir ve arkadaşlarının hadisesinin se­bebini, muhtevasını biribirinden ayırmak lazım­dır, karıştırmamak lazımdır. Bunu derhal ifade edeyim. Hele bugün tetkik ettiğimiz mevzuu bunların hiçbirisi ile mukayese edemezsiniz, biri­birinden tamamiyle ayrı, şartları ayrı, mahiyeti ayrı, hüviyeti ayrı meselelerdir. 

Bunun üzerinde mü­nakaşa yaparken Yüce Meclisten dört hafta evvel 17 idam cezası geçiyor, hiç kimse konuş­muyor, üzerinde durmuyor. Bugün nedense bir cidal hareketi varmış gibi bu kürsüden ölüm cezalarının verilmemesi için adeta bir şefkat, bir atıfet yarışmasına girişilmiş oluyor. Mesele­nin şekli bu ama, asıl altındaki öz başka. 

10 Mart 1972 tarihinde TBMM’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam cezasını görüşmek için yapılan oturumda konuşan Demokratik Parti Grup Sözcüsü Nuri Eroğan, Gezmiş ve arkadaşlarının idamını şu sözlerle savundu:

Dosyalar tetkik edildiğinde görülecektir ki, bunlarda bir nedamet hissi de bahis mevzuu de­ğildir. Bunlar, tuttukları yolda sonuna kadar gitmeye kararlıdırlar.

Eğer, bunlar sadece bir rejim değişikliği istiyor idiyseler, o zaman bunları affetmek mümkün olabilirdi. Ancak, onlar bir milleti öl­dürmek kastıyla hareket etmektedirler. 

Aziz arkadaşlar, her karış toprağı aziz şe­hitlerimizin mübarek kanı ile sulanmış bu ülke, Türklük aleminin baş düşmanına teslim edile­mez. Ona teslime müncer her teşebbüs, her dü­şünce görüldüğü yerde ezilmelidir. Zannetme­meme rağmen, şayet bu melunların hayatları­nın bağışlanması yolunda el kaldıracak olanlar bulunursa, bunlar bilsinler ki; tarih, bu ellerin sahiplerini son müstakil Türk Devletini yok et­meye matuf olarak kabul edecek ve Türklük onları hiç bir zaman affetmeyecektir.

1999 yılında 24 TV’deki “Ertesi Gün” belgeselinde Davut Dursun’un sorularını yanıtlayan Kenan Evren 12 Eylül döneminde adaletin nasıl tecelli ettiğini şu sözlerle anlatıyordu:

Ben sağ ve sola katiyyen bir şey, ayrım yapmadım. Sağ ve sol üzerinden ayrım yapmadım. Hatta o kadar yapmadım ki, mahkum olan, idam cezası alanlar var. Mesela evvela sağdan almış değil mi bir tanesi… Mahkum olmuş, bekletirdim onu… Soldan da olsun… Onu verirlerdi, ikisini beraber, bir tane sağdan, bir tane soldan astım. Ona bile dikkat ettim, denge olsun diye.

19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edilen Erdal Eren’in idam kararı Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmiş olmasına karşın, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edildi. Kenan Evren 3 Ekim 1984’te yaptığı Muş gezisi sırasındaki konuşmada Erdal Eren’in idamına ilişkin şunları söylemiştir:

Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan bu Mehmetçiklere silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?