Arşiv

Tag Archives: kürt meselesi

recep tayyip erdoğan6 Eylül 2015 tarihinde ATV – A Haber ortak yayınına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı günde Hakkari’nin Dağlıca ilçesinde PKK’lilerle yaşanan çatışma sonucunda hayatını kaybeden askerler üzerine yaptığı açıklamada kendisinin 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi sarf ettiği “400 milletvekilini verin, bu iş huzur içinde çözülsün sözüyle” ilgili olarak,

Parlamentoda daha zayıf oldukları dönemde olmayacak kadar bu dönemde yaptıkları tahribatı neyle izah edeceğiz? 6-7-8 Ekim olaylarını yaşadık, Suruç olayını yaşadık, Diyarbakır olayını yaşadık. Bunlar hep bir dayanışma ve yardımlaşmanın neticesinde, en azından ülkemizde terör belasının estirilmesinden başka bir şey değildi. Buradan rant elde ediyorlar. 400 vekili alabilecek veya bir anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı durum bugün çok daha farklı olurdu.

dedi.

Türkiye’deki birçok cezaevinde devam eden açlık grevleriyle ilgili 11 Kasım 2012 tarihinde Trabzon’da bir açıklama yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sağlık açısından çoktan kritik eşiği geçen grevleri şöyle değerlendirdi:

Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur. Biz sağlıkla ilgili gerekli müdahaleyi yaparız.

26 Mayıs 2012 tarihinde AKP Kadın Kolları Olağan Kongresi’nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kürt sorununun hükümetleri döneminde bittiğini söyledi ve 34 kişinin hayatını kaybettiği Uludere/Roboski katliamını gündeme getirenleri şöyle eleştirdi:

Ben sezaryenle doğuma karşı olan bir başbakanım ve bunların planlı yapıldığından, özellikle planlı yapıldığını biliyorum. Bunun bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bunun bir taraftan da kendilerine mali kaynak teşkil etmesi için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde donduruluyor. İki, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum: Yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bi Uludere’dir diyorum. 

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde 28 Mart 2012’de düzenlenen bir etkinliğe katıldı. Burada 21 Mart günü yaşanan olayları değerlendiren bakan, şöyle konuştu:

Geçen Çarşamba günü yaşadık, Nevruz Günü yaşadık. Güya bayram günüydü o gün. Ve ‘bayramımızı kutlatmıyorsunuz’ diyen birilerinin de bu arada gürültülerini dinledik, dinliyoruz. Soruyorum; 21 Mart Nevruz Bayramı, bu ‘yeni gün’ demek, yani baharın ilk günü. Kıştan çıkıldığı, bahara merhaba denilen gündü o gün. Bugünlerde öyle. Peki nasıl yeni bir gün bu? Yeni Kalaşkinofların, yeni biksilerin, yeni kanasların polise, askere doğrultulduğu gün mü Nevruz Günü sizin kitabınızda? Yetmedi, Cizre’de uzun namlulu silahla, Kalaşnikofla 21 Mart akşam üzeri orada Nevruz gününde, Nevruz kutlamasında polise tarama yaparak mı kutlamadır Nevruz Günü sizin kitabınızda, sizin törenizde. Varsa kitabınız, varsa töreniz… Olamaz zaten böyle bir şey. Peki soruyoruz sizin kitabınızda Nevruz Günü İstanbul’da otobüs duraklarını yakmak mıdır Nevruz? … Dükkanları talan etmek midir Nevruz? Bayram budur sizin kitabınızda? Önüne gelene, hedef gözetmeden ateş etmek midir Nevruz? Öldürmek midir Nevruz, yaşatmak mıdır bayram?

Sonrasında “yaşamaktan ve yaşatmaktan yana” olduklarını söyleyen Naim sözlerine şöyle devam etti:

Ama birilerinin kitabı, birilerinin bayramı, öldürmekten yanaysa da şu bilinsin ki 75 milyon vakur ve sessiz yığının; silahına da gerek yok, yumruğuna da gerek yok, sadece birer tükürüğü o 75 bin haini yok etmeye yeter ve yetecektir. 

Eski Başbakan Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te yaptığı basın toplantısında terörle mücadeleye karşı nasıl bir strateji izleyeceklerini şu sözlerle açıkladı:

Türkiye milis hareketine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketi ile karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.

Sonraki yıllarda Türkiye’de işlenen faili meçhul cinayet sayısında artış olmuş, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Tarık Ümit gibi isimlerin öldürüldüğü bu dönemde, bu kişilerin Milli Güvenlik Kurulu’na terör zirvesi sırasında sunulduğu iddia edilen bir listede yer aldığı iddia edilmişti. Bu listenin varlığı Refahyol Dönemi’nin TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe tarafından da doğrulandı.

9 Kasım 2005’te Hakkari Şemdinli’de Umut Kitabevi bombalandı. Saldırı sonrasında araçta bulunan belgelerde birçok bulgu ortaya çıktı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt sanık Ali Kaya ile ilgili “tanırım iyi çocuktur” dedi. Olayla ilgili iddianame hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya meslekten ihraç edildi. Gündem böyleyken Şemdinli davası kamuoyunun gündeminden düştü. Başbakan Erdoğan ilk zamanlar “Sonuna kadar olayın üzerine gideceğiz” derken 21 Kasım 2005’te Şemdinli olaylarıyla ilgili kimi gazetelerin ‘İkinci Susurluk’ manşeti atmalarını eleştirerek

Oradaki (Şemdinli) vatandaştan tanık olarak istifade edemezsiniz. Çünkü her an tehdit altında. Orada bölücü örgütün istemediği bir şeyi söylerse yanmıştır. Çünkü tehdit altındadır

dedi.