Arşiv

Tag Archives: kusurlu sorumluluk

22 Haziran 2012 Cuma günü Ankara’da devam eden metro inşaatında gerçekleşen göçük sonrası bir vatandaş yığının altında kalmış, cesedine günler sonra ulaşılmıştı. Konuyla ilgili olarak 26 Haziran’da konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım şöyle bir değerlendirmede bulundu:

Yeraltında çalışıyoruz, Ankara’nın altında elektrik devreleri, kanalizasyon devreleri, her türlü şebekeler mevcut. Tedbirler alınmakla beraber zor bir iştir. Buna benzer olaylar yine de beklenebilir. Dünyada da böyledir, normaldir. Şimdiden hemen sonucu nedir, sorumlusu kimdir, araştırma inceleme yapmadan hüküm vermek haksızlık olur.

Erzurum’un Aşkale ilçesinde 2 Nisan günü HES inşaatında 5 işçinin hayatını kaybetmesi sonrası 15 Nisan 2012 günü incelemelerde bulunmak için bölgeye giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, sonrasında Pasinler ilçesine geçti. Onu karşılayan vatandaşlardan Mustafa Boğaçayır’ın “Sayın Bakanım, senin geldiğine çok sevindim” demesi üzerine bakan şu cevabı verdi:

Yok ya? Nereden bileyim sevindiğini? Haydi bir takla at bir göreyim bakayım. Bir oyna bakalım. Oyna, nasıl oynarsın? Çalsın. Çal bakayım. Çal davulcu. 

Bakan’ın bu çağrısına uyan davulcu çalmaya başlayınca Boğaçayır’da sevincini göstermek için oynamaya başladı.

Siirt’in Pervari ilçesinde YİBO öğrencilerinin 2 ve 3 yaşındaki çocuklara tecavüz edip çocuklardan birini öldürmesi olayında ailelelerin aralarında anlaşarak olayı kapama girişimlerinin ortaya çıkması üzerine konunun sorulduğu DP’li Pervari Belediye Başkanı İsmail Bilen 27 Nisan 2010 tarihinde şöyle bir yorum yaptı:

Adalete karışmayız. Adalet onları serbest bırakmıştır. Pervari küçük bir yer hepimiz akrabayız. Olayı kapattık, unuttuk gitti kendi aramızda. Kimse Pervari’nin huzurunu bozmasın. Biz kendi aramızda kapattık diye kaymakamsız, savcısız ve emniyetten habersiz yapmadık. Onlarla beraber yaptık.

AKP Tokat Milletvekili Ergün Dağcıoğlu’nun, kendisi ve 19 başka milletvekili için TOKİ’den (açık arttırmaya gidilmeden) ucuz konut talep etmesinin Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun raporuna ‘usülsüzlük’ olarak girmesiyle ilgili dönemin TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar 12 Mart 2005 tarihli Hürriyet gazetesine şöyle konuştu:

Ahlaksızlık neresinde bunun? Milletvekili karı mı satıyor affedersiniz? Milletvekili konut talep edemez mi, milletvekilleri bu vatanın evladı değil mi? Bu konutlar beş sefer satışa çıkmış, satılamamış. Toplu satış işimize gelirdi. Milletvekillerine toplu satış olduğu için herkese yaptığımız gibi indirim de yapacaktık. Ama verdikleri teklif ekspertiz raporu rakamlarının altındaydı. Kabul etmedik.

Dağcıoğlu talip olduğu daireyi daha sonra açık arttırmaya katılarak ve 100 bin lira daha fazla (347 bin TL) ödeyerek satın aldı.

Üç hastaya Kızılay’dan alınan kan yoluyla HIV virüsü bulaşması ve ikisinin yaşamını yitirmesiyle ilgili 9 Şubat 2012’de bir basın toplantısı düzenleyen Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar şu sözleri sarf etti:

Öncelikle şu hususu belirtmek isterim ki, haberlerde Kızılay kanı olarak belirtilen kan, Kızılay kanı değil, toplumuzun kanıdır. Bu kan Kızılay tarafından üretilmemiş, hastalık bulaştırılmamış, sadece bir ihtiyaç sahibine ulaştırılmak üzere toplumumuzdan emanet alınmıştır. … Bağışçıya muhtemelen buradaki soru: Son zamanlarda, belli bir tarih aralığında şüpheli cinsel ilişkide bulunup bulunmadığı veya hemcinsiyle ilişkide olup olmadığı sorulmuştur. Kişinin buna yanlış cevap verdiği bellidir. Kanının analizinden ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla suçludur. Her suçlu gibi onun da cezalandırılması lazım. 

28 Mart 2006’da Diyarbakır’da çıkan olaylarda Mahsun Mızrak, başına saplanan gaz bombası kapsülü nedeniyle yaşamını yitirdi. Olayla ilgili, üç polis memuru hakkında ‘öldürücü olduğunu bildikleri halde uzun namlulu silaha monte aletle gaz bombası attıkları’ için “olası kast sonucu ölüme neden olmak” suçundan dava açıldı. Sanıkların tutuksuz yargılandıkları ve halen devam etmekte olan davada Adli Tıp Kurumu 2011’in Ocak ayında şöyle bir rapor sundu:

Bu tür bir mühimmatla ölmüş veya yaralanmış bir vakanın literatürde mevcut olmadığı gibi, bu yönde bir araştırma da yapılmış olmadığı, dolayısıyla hangi koşulda hangi açıdan ve hangi mesafeden atılması halinde öldürücü olduğu yönde kesir bir görüş bildirilmeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunur.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın Öğrenci Kolektifleri üyesi dört gencin linç edilmek istenmesine “Güzel tepki” demesinden birkaç gün sonra İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Öztürk, Mustafa Erdal tarafından bıçaklanılarak öldürüldü ve Erdal, cemaat tarafından linç edildi. Emniyet Müdürlüğünün basına dağıttığı bilgi notu olayı şöyle özetledi:

3 Eylül 2006 günü İsmailağa Camii’ndeki sabah namazını müteakip sohbet esnasında ‘Allah’ diye bağıran bir kişi, Bayram Ali Öztürk’ü kalbinin üzerinden bıçaklamak suretiyle yaralamıştır. Öztürk, kaldırıldığı Medical Park Hastanesinde ameliyata alınmasına rağmen vefat etmiştir. Bıçaklayan kişi, daha sonra başını mihraba vurmaya başlamış, cami içerisinde ölü olarak bulunmuştur. Vuran kişinin, üzerinden çıkan ehliyet bilgilerine göre, Kahta 1979 doğumlu Mustafa Erdal olduğu tespit edilmiştir.