Arşiv

Tag Archives: lgbtt

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Habertürk’te 02 Nisan 2012’de katıldığı programda, Okan Bayülgen’in Londra ve Paris’in gey belediye başkanlarıyla sorunlarını çözdüğü sözü üzerine şöyle dedi:

Her toplumun kendisine göre ahlaki değerleri vardır. Özellikle bizim Türk toplumu olarak Avrupa’daki gey kültürü ile birarada bulunmamız mümkün değil. Bunu tasvip etmek de mümkün değil. Bizim yetişme tarzımız, bizim ahlak tarzımız, bizim anlayış tarzımız biraz değişik. İnşallah bizim Türkiye’de gey olmayacak ve olmamalı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin 18 Ağustos 2011’de katıldığı programda Balçiçek Pamir’in bir önceki bakan Aliye Kavaf’ın beyanına atıfla sorduğu “Siz eşcinselliğin bir hastalık olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

Dünya Sağlık Örgütü, bilim dünyası bunu tartışıyor. Bilim dünyasının tartıştığı şeye ben bu ülkenin bakanı olarak yorum yapmayı doğru bulmuyorum.

dedi ve konuşmasının devamında her vatandaşın eşit olduğunu vurguladı ve ekledi:

Çözüm adına ne yapılması gerekiyorsa orada varız. Ama aile değerlerini yok eden kavramlar üzerinde koruyucu tedbirleri de almak zorundayız.

Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun internet sansürü 15 Mayıs 2011′ de Taksim’de binlerce kişi tarafından protesto edildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 31 Mayıs’ta NTV’ye verdiği demeçte protestodan da şöyle bahsetti:

Biliyorsun 15-20 kişi İstanbul’da miting yaptı, “pornoma karışma” diye pankart taşıdılar. Pornoma karışma diyen, afedersiniz parmak işaretini afişlerine taşıyan, bu garip insanların safında olmamalı. Bunlar yapacaklardır. GL Kaos diye bir şeyler taşıyacaklardır. Yani daha açık konuşmaya beni sevketmeyin. Toplumda böyle insanlar da olacaktır, düşünceleri de böyle olacaktır. Ama 72 milyonun düşüncesi böyledir diye kabul edemeyiz. Allah akıl fikir versin… Önce bana. Başkaları üstüne alınmasın.

Üç hastaya Kızılay’dan alınan kan yoluyla HIV virüsü bulaşması ve ikisinin yaşamını yitirmesiyle ilgili 9 Şubat 2012’de bir basın toplantısı düzenleyen Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar şu sözleri sarf etti:

Öncelikle şu hususu belirtmek isterim ki, haberlerde Kızılay kanı olarak belirtilen kan, Kızılay kanı değil, toplumuzun kanıdır. Bu kan Kızılay tarafından üretilmemiş, hastalık bulaştırılmamış, sadece bir ihtiyaç sahibine ulaştırılmak üzere toplumumuzdan emanet alınmıştır. … Bağışçıya muhtemelen buradaki soru: Son zamanlarda, belli bir tarih aralığında şüpheli cinsel ilişkide bulunup bulunmadığı veya hemcinsiyle ilişkide olup olmadığı sorulmuştur. Kişinin buna yanlış cevap verdiği bellidir. Kanının analizinden ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla suçludur. Her suçlu gibi onun da cezalandırılması lazım. 

13 Ekim 2005’te bir basın toplantısı düzenleyen dönemin Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Ertan Yülek yeni TCK ve genel olarak AB uyum yasaları konusunda duyduğu rahatsızlığı şu sözlerle dile getirdi:

Türkiye’deki eşcinsel erkek ve lezbiyenler bir dernek kurmuşlar ve derneğin tüzüğü başsavcılık tarafından AKP’nin çıkardığı yeni Türk Ceza Kanunu’na atıfta bulunarak, ahlaka aykırı görülmemiş ve bu suretle Lut kavmini yok eden çirkin olay kanuni teminat altına alınmış. İşte Avrupa Birliği’ne teslimiyetin ilk belgesi. İşte başımıza geleceklerin ilk işaretleri. Bilindiği gibi AB siyasi kriterleri, katılım ortaklığı belgesi dikkate alınarak hazırlandığı iddia edilen Yeni Türk Ceza Kanunu zinayı serbest bırakmıştı. Resmi nikahtan evvel dini nikah kıyanları suçlu saymış, nikahsız yaşayanlara dokunmazken dini nikahla yaşamaya yasak koymuştur. Yine bu anlayış içinde izinsiz kurs açanlara bir yıla kadar hapis cezası öngörmüşlerdir. AKP hükümetinin şaşkınlığına bakınız ki, Lut kavmini helak eden homoluğu serbest bırakırken, zinayı suç saymazken, başörtüsü ile ehliyet almaya yasak getirmiştir. Avrupa Birliği üyeleri, mesela Belçika ve diğerleri erkek erkeğe evlenmeyi kabul ederken, bu birliğin organları, başörtüsünü yasaklamaktadırlar. İşte AKP’nin girmekte canhıraş bir şekilde gayret ettiği ve bir medeniyet projesi olarak gördüğü AB’nin kriterleri ile insanlar felakete sürükleniyor. Bu yaratılışa ters, ahlak dışı, kötü gidişe dur diyecek kendi medeniyetimizi ihya edip Avrupa’yı kurtaracağımıza, onlara teslim oluyor, vebal altına giriyoruz. AKP’li arkadaşlara rica ediyorum, yapmayın, bu vebale, bu günaha iştirak etmeyiniz. Kendinize, milletinizin yüce ahlaki değerlerine dönünüz. 

Haziran 1981’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü ‘ahlaka aykırı davranışları’ nedeniyle Bülent Ersoy’un İstanbul’da sahneye çıkmasını yasakladı. 13 Haziran 1981 tarihinde konuyla ilgili açıklama yapan dönemin İstanbul Valisi Nevzat Ayaz şunları söyledi:

Davranışları nedeni ile toplumun büyük kesiminin antipatisini toplayan eşcinseller artık hiçbir sosyal faaliyet gösteremeyecek, sahnelere çıkamayacaklardır. Kanunlarımızın verdiği yetkiye dayanarak aldığımız karar toplum içinde büyük memnuniyetle karşılanmıştır.

Doğu Perinçek ilk önce Cumhuriyet Gazetesi’nde 1999 yılının Şubat ayında yayımlanan, daha sonra 2000 yılında derlenerek kitaplaştırılan yazı dizisinde eşcinselliğin nedeninin büyük ölçüde kültürel ve ideolojik yönelimler olduğunu belirterek şunları söyledi:

Eskiden Türkiye toplumunda olağandışı görülen ve iyi gözle bakılmayan, en azından bir davranış bozukluğu sayılan eşcinsellik, 12 Eylül’den sonra büyük ideolojik atağını yapmıştır. İstanbul, İzmir ve Ankara’nın belli çevrelerinde, eşcinsel olmayan entellerin entelden sayılmadığı ve utandığı bir hava yaratılmıştır. Eşcinsellik, yeni bar kültüründe, uyuşturucu bağımlılığıyla birlikte, bir sanatçı alameti olarak sunulmaktadır. Eşcinsel, yükselen değerlere göre, çizgi ötesidir. “Muhalif” veya “aykırı” rütbesine mi ulaşmak istiyorsunuz, öyleyse eşcinsel ilişkiye gireceksin!