Arşiv

Tag Archives: linç

2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleşen ve 35 kişinin hayatını kaybettiği Sivas katliamıyla ilgili dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu olay yerine gitmeden önce aynı gün şöyle bir değerlendirmede bulundu:

Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın Öğrenci Kolektifleri üyesi dört gencin linç edilmek istenmesine “Güzel tepki” demesinden birkaç gün sonra İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Öztürk, Mustafa Erdal tarafından bıçaklanılarak öldürüldü ve Erdal, cemaat tarafından linç edildi. Emniyet Müdürlüğünün basına dağıttığı bilgi notu olayı şöyle özetledi:

3 Eylül 2006 günü İsmailağa Camii’ndeki sabah namazını müteakip sohbet esnasında ‘Allah’ diye bağıran bir kişi, Bayram Ali Öztürk’ü kalbinin üzerinden bıçaklamak suretiyle yaralamıştır. Öztürk, kaldırıldığı Medical Park Hastanesinde ameliyata alınmasına rağmen vefat etmiştir. Bıçaklayan kişi, daha sonra başını mihraba vurmaya başlamış, cami içerisinde ölü olarak bulunmuştur. Vuran kişinin, üzerinden çıkan ehliyet bilgilerine göre, Kahta 1979 doğumlu Mustafa Erdal olduğu tespit edilmiştir.

Dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, 14 Nisan 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yer alan röportajda Trabzon’daki linç girişimleriyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

Trabzon ve sonraki gelişmeleri iki tarafın kavgası olarak görmek yanlış. Toplumun demokratik tepkisi olarak değerlendirmek gerekir. Aşırıya kaçan bir tepki ama linç girişimi olarak değerlendirmek de doğru değil. … TAYAD’ın Trabzon’da iki defa eylem yapması provokasyon. Ancak toplumun tepkisi spontane. MHP, ülkücüyü sokağa çekmeye çalışan her türlü provokasyona eğitimle, talimatla tedbir geliştirmek gücüne sahip.

Şandır “Devlet Bahçeli, Boğaz’a haç atılmasını protesto eylemine neden destek verdi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

Oradaki eylem çok ölçülüydü. 40 kişi, iki balıkçı motoruyla tur atıp bayrak salladı. Amacı toplumun dikkatini haç atma törenine çekmekti. … Hem ekümenlik ve papaz okulunun açılmasını isteyeceksiniz, hem de bunu Avrupa’nın olmazsa olmaz şartı olarak Türkiye’ye dayatacaksınız. Bunun anlamı Bizans’ı diriltmektir.

İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Ürkmez beldesinde 21 Ağustos günü, göz altına anılan Naim Doğan Balgün, Veysel Ferit Balgün, İbrahim Bedük, Halil Bedük ve Uğur Tanık’ın ‘PKK’li oldukları’ iddiası üzerine meydana gelen linç girişiminin ardından, Seferihisar Kaymakamı Mehmet Gödekmerdan, olayla ilgili şu açıklamada bulundu:

Vatandaş, devlete ve askere karşı harekete pabuç bırakmıyor. Zanlıların adliyeden çıkışı sırasında gerginlik yaşandı. Devlet olarak sanıkların güvenliğini sağlamak durumundayız. Vatandaşın Trabzon’da olduğu gibi burada da hassasiyeti var. 

2 Kasım 2005’te Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyeleri Rize’de, ölüm orucunda hayatını kaybeden Zehra ve Cana Kulaksız’ın mezarlarını ziyaret etti. Mezarlık dönüşü basın bildirisi dağıtmak isteyen TAYAD’lılara yaklaşık 300 kişilik bir grup linç girişiminde bulundu. Dönemin AKP Rize Milletvekili Abdülkadir Kart ertesi günkü protokol bayramlaşma töreninde olayları şöyle değerlendirdi:

Ne yapmak istedikleri belli. Trabzon’da da, Rize’de de F tipi cezaevi bulunmuyor. Buraya gelip insanımızın huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Devletine ve milletine son derece bağlı Karadeniz insanı onlara gerekli dersi verdi. Derslerini aldılar. Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler.

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ise olaylar hakkında şunları söyledi:

Pencereden, belediye binası önünde birilerinin tartıştığını gördüm. Sonradan öğrendim ki, TAYAD üyeleri pankart açmaya çalışmış. Eğer onlar olduğunu bilsem, inip ben de vururdum. Kimsenin, insanımızın sabrını taşırmaya hakkı yok. Halkımız gereken cevabı verdi. 

Sivas’ta 35 şair, yazar ve düşünürün hayatını kaybettiği Madımak Katliamı sırasında Refah Partili Belediye Başkanı olan ve sonrasında katliamdaki rolü çokça tartışılan Temel Karamollaoğlu, 6 Aralık 2011 tarihinde konuk olduğu 5N1K programında, Cüneyt Özdemir’in “35 insanı yaktılar canlı canlı” sözleri üzerine konuya şu şekilde açıklık getirdi:

Kullanılan ifade şu genelde, siz de diyorsunuz; canlı canlı yaktılar. Bazen de cayır cayır yaktılar. Sivas’ta, Madımak Oteli’nde, televizyonlar gösteriyor, bir kişinin nasıl perdeleri yaktığını, benzin dökerek. Ondan sonra nedense, yukarı taraflardaki, bu mağdurların kaldığı, ölenlerin kaldığı odalardaki pencereler açılmıyor, veya açtırılmıyor. Dumandan zehirlenerek öldü ölenler, cayır cayır yanarak ölmedi.

Bu açıklamanın üzerine Cüneyt Özdemir’in “ne fark eder, nereye getirmek istiyorsunuz” diye sorması üzerine

Şimdi buradaki tahriki söylemek istiyorum…

diye ekledi.