Arşiv

Tag Archives: özgür basın

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 25 Mart 2012’de Bursa’da yaptığı konuşmada, bir yerel gazetenin 22 Nisan’daki Bursa AKP kongresine Başbakanın gelip gelmeyeceği ile ilgili haberine şöyle tepki verdi:

Başbakanımız, Allah izin ve imkanı verirse kongreye gelir. Diyelim ki gelemedi. Ben gelirim. Diyelim ki ben gelemedim. Bu kongre yapılır. Sen ne demek istiyorsun arkadaş? İçindekini böyle başlığa çıkarman ayıp oluyor. Senin içinden geçeni ben biliyorum. Çünkü sen eski günlerin özlemi içindesin. Sen istiyorsun ki Bursa’da eskiden bazı yanlışlıklar yapılmıştı ’Ah ne de güzel olmuştu. Nerden çıktı bu adam şimdi? Doğru düzgün kongre yapmaya çalışıyor’ diye bana çakmaya çalışıyorsun. Bana çakılmaz arkadaş! Ayağını denk al. 22 Nisan’dan sonra seninle daha rahat konuşuruz.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış 1 Mart 2012’de katıldığı BBC’nin Hardtalk programında gazeteci Stephen Sackur’un sorularını yanıtladı. Sackur’un bakana Türkiye’deki basın özgürlüğünün kısıtlanması ve gazetecilerin tutuklanması konusunda Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’in eleştirilerini hatırlatması üzerine Bağış şöyle konuştu:

Mesleği nedeniyle tutuklu olan hiç gazeteci yok. 

Sackur’un “onlara terörist diyorsunuz” demesi üzerine şöyle devam etti:

Hayır. Gazeteci kimliği taşıyıp, bir başkasına tecavüz ederken yakalananlar var. Banka soyarken yakalananlar var. Ama benim hoşuma gitmeyen makaleler yazdıkları için tutuklanmış değiller. Daha da kötü makaleler yayımlayanlar var ve bunu yapma hakkını kullanmaya devam ediyorlar.

Sackur’un Amerikalı büyükelçinin de benzer görüşte olduğunu hatırlatması üzerine şunları söyledi:

Voltaire’in dediği gibi görüşlerini ifade edebilmeleri için kendi canımı bile tehlikeye atabilirim. Ama medya mensubu olmak suç işlemek konusunda onlara dokunulmazlık kazandırmaz. İngiltere’de kazandırır mı bilmem, ama Türkiye’de bu böyle. Eğer biri banka soyarken yakalanmışsa, bir başkasını öldürürken yakalanmışsa, sırf gazeteci olduğu için bundan paçayı sıyıramazlar. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Amasya Milletvekili Naci Bostancı da benzer açıklamalarda bulunmuşlardı. Türkiye’de tutuklu olan 104 gazeteci ile 35 gazete çalışanı ve dağıtımcısının hiçbirisi taciz, tecavüz ya da cinayet suçundan tutuklu bulunmuyor.

20 Mayıs 2011 tarihinde Haber Türk kanalında Yiğit Bulut’un sorularını yanıtlayan Recep Tayyip Erdoğan YGS skandalını gündeme taşıyan gazetecilerden Abbas Güçlü’yle ilgili isim vermeden şu ifadeleri kullandı:

Burada da yine medya var. Medyada da bunları kimlerin sürüklediğini biliyorsunuz. Bana isim verdirtmeyin. İşi gücü zaten o kişinin, bu. … Ondan sonra dalga dalga bu illegal örgütlere kadar uzandı. Yürüyenlerin kaç kişi olduğunu biliyorsunuz, görüyorsunuz. Öğrenci tabii ne bilir! … O kişinin sürekli bu işin üzerindeki kampanyasını ben söylüyorum. Yani delil, belge falan değil. Mensubu olduğu yayın organının televizyonunda da, köşesinde de sürekli bu işi tahrik etti. Yani mahşeri vicdanda bunlar mahkum olacaklar. Olayları bu. Ve gelecekte tabii bunlar çok bedelini ağır ödeyecekler tabii.

Erdoğan 12 Nisan’da da şifre skandalına tepki verenler hakkında şöyle konuşmuştu:

Bir şey de çok açıkça belli. Herhalde birilerinin tezgahı bozuluyor ki bu işten çok rahatsızlar. … Zaman kaybı ile ikinci imtihanı engelleme gayretleri var. Sokaklara kimlerin döküldüğü de ortadadır. Provokatif eylemleri hiçbir zaman YGS’yi olumsuz yönde etkilememelidir.

Recep Tayyip Erdoğan 5 Haziran 2010’da katıldığı İnternet Habercileri Buluşması’nda yaptığı konuşmada internet gazetecilerine otosansür çağrısında bulundu:

Haberlerinizde, videolarınızda, görüntülerinizde bu ülkenin her türlü hassasiyetini gözetmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Tıpkı diğer medyada olduğu gibi, internette de sansürü, kısıtlamayı kabul etmiyoruz. Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan 25 Ocak 2012’de katıldığı, Zaman gazetesinin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla düzenlenen törende Zaman’ın gazetecilik anlayışını övdükten sonra, yanlı gazeteler, basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler hakkında konuştu:

Biz, bize yapılanın başkasına yapılmasına razı olamayız. Geçmişte yaşanan acıların bugün ve gelecekte yaşanmaması bizim en önemli hedeflerimizden birisidir. İşte onun için hiç yüksünmeden, hiç gocunmadan ifade özgürlüğünün önünü açtık. Herkesin özgürce, istediği dilde konuştuğu, yazdığı, kimsenin üzerinde baskı, tehdit hissetmediği bir atmosfer inşa etmenin mücadelesi içerisinde olduk. Hakarete karşı çıktık ama eleştiriye asla. … Şu ifadelerimi altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum: Türkiye’yi gazeteci tutuklayan, gazetecilere baskı uygulayan bir ülke gibi sunmak, kendi ülkesini bu şekilde şikayet etmek, bundan da haz duymak vatan millet sevgiyle uyuşmaz. Biz tutuklu ve mahkum gazetecilerle ilgili olarak defalarca açıklama yaptık. Bunların isimlerini tek tek saydık, ne ile itham edildiklerini, neden ceza aldıklarını belgeleri ile ortaya koyduk. Adam polise saldırı düzenliyor, polisimizi şehit ediyor, cebinden gazeteci kimliği çıktı diye gazeteciler hapse atılıyor kampanyası yapılıyor, Anamuhalefet Partisi de işte bu şahıslara sahip çıkıyor. Gidip yurt dışında polis katillerine arka çıkmak suretiyle ülkesini kötülüyor. Ateşli silah bulundurmak, patlayıcı bulundurmak, evrakta sahtecilik, cinsel taciz, terör, darbeye teşebbüs. İçerideki gazeteciler dedikleri işte bu suç isnatları ile yargılanıyor. Medya terörün oksijeni olmaktan sakınması gerektiği kadar, özgürlük-terör dengesini gözetmek, bunun ayrımını da yapmak zorundadır. Hedef göstermek, teşvik etmek, çarpıtmak, karartmak, bu yolla masum canların katledilmesine zemin hazırlamak basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü olarak görülemez. Bu en başta basın özgürlüğüne, gazetecilere ve gazeteciliğe haksızlıktır. Batılılar tabii bunu anlamakta zorlanıyor. Çünkü onlarda darbeye omuz veren gazeteciler yok. 

7 Şubat 1993 tarihinde bir açılışa katılan dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin gazetecilerin Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili gelişmeleri sormaları üzerine şu açıklamalarda bulundu:

Uğur Mumcu cinayetini mutlaka çözeceğiz. Başbakan ve Başbakan Yardımcımız ile benim bu konuda namus sözümüz var. En küçük olasılıklar, en küçük ipuçları değerlendiriliyor. Umut ediyoruz ki kısa zamanda bu konuyu çözeceğiz.

Sezgin basın mensuplarını kastederek sözlerine şöyle devam etti:

Cinayetlerin çözülmemesi için elinizden geleni yapıyorsunuz. Yazıp yazıp duruyorsunuz ve ipuçları elden kaçıyor.