Arşiv

Tag Archives: politik!

Hükümetin1995 Mart’ında onlarca Alevi vatandaşın ve protestocunun hayatını kaybettiği Gazi olaylarındaki sorumluluğuyla Güner Ümit’in televizyonda Alevi vatandaşları aşağılayan sözleri arasında parallellik kurarak “Güner Ümit olayından hiç ders almadınız mı” diye soru soran gazeteciye eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe15 Mart 1995 tarihinde şu cevabı verdi:

Ümit’i yakalamamız an meselesi. 

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç 2 Ağustos 2004 yılında TOKİ’de milletvekilleri için konut yapması girişimiyle ilgili gazetecinin sorduğu soruya gazeteci Bekir Coşkun’u kastederek şöyle cevap verdi:

TOKİ moki diye kafanızdan bir şeyler çıkarmayın. Bakın TOKİ moki derken, adamın Pako’su öldü. Meclis açılacak ona bakın.

Eski AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Ekim ayında yapılacak seçimler öncesi 22 Eylül 1973’te Erzurum’da yaptığı seçim konuşmasında artan fiyatlar ve hayat pahalılığından dolayı diğer parti liderlerinin AP’nin önceki dönem politikalarına yaptıkları eleştirilere şu şekilde cevap verdi:

Canlı etin kilosunu 4,5 liradan 9 liraya çıkaran biziz. Maksadımız, köylünün cebine sağlam para koymaktı. Fukaranın cebine para koymadıkça fukaralığı nasıl kaldırabilirsiniz ortadan? Kaç zamandır ortada bir pahalılık sözüdür gidiyor. Bizim ne ilgimiz var pahalılıkla? Pahalılıkla AP’nin ilgisi, kavak ağacı ile fil arasındaki ilginin aynıdır. Hiç fil kavak ağacına çıkar mı? İçinizden hiçbiri filin kavak ağacına çıktığını gördü mü? Görmediniz. Olmaz bu çünkü. O halde, AP’nin pahalılıkla ilgisi aynen böyledir. Yani AP’nin pahalılıkla hiçbir ilgisi yoktur. 

16 Temmuz 2007’de Ntv’deki “Seçim 2007” programına katılan Recep Tayyip Erdoğan, oğlunun burslu okumuş olmasına rağmen 2,5 milyon dolarlık gemi alması hakkında çıkan tartışmaların hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

Şimdi gemi var, gemicik var. Bir de bunun sıfırı var, eskisi var. Şimdi siz 15-16 yaşında bir gemi alır – ve bu gemi de küçük bir, yani o gemiciklerden olursa- ve bunun da ödeme koşulları gayet iyi olursa, kredi sistemi falan gayet iyi olursa, kendi kendini hatta ödeyebilecek bir durumda olursa, niye alınmasın. Kalkıp 400-500 bin dolar peşinatla bir gemiyi alabiliyor, ondan sonra taksitini de bu gemi kendisi ödeyebiliyorsa, bunu yapabilirsiniz. 

Burak Erdoğan’ın bu gemiyi aldığı şirketin sahibi Hasan Doğan, geminin satışından 1,5 ay sonra gerçekleşen İ.E.T.T. arazisi ihalesini alan şirketin ortaklarından biriydi. Geminin satış fiyatı birkaç ay sonra uluslararası bir brokerlık şirketi tarafından 4.5 milyon dolar olarak açıklandı.

1982 Anayasası ile 80 öncesinde aktif siyaset yapan parti liderlerine getirilen siyasi yasakların kaldırılması için 6 Eylül 1987’de yapılacak olan referandum öncesi, dönemin Başbakanı Turgut Özal neden referandumda hayır oyu kullanılması gerektiğini, 30 Ağustos 1987 tarihinde televizyonda yaptığı konuşma ile şöyle savundu:

6 Eylül günü yapılan oylama, bir genel seçim oylaması değildir. Ne yüce Meclis’in yapısı değişecektir, ne iktidar. Ya bu eski politikacılara siyasi kavgalarını bıraktıkları yerden devam ettirme iznini kendi ellerinizle verirsiniz ya da beş yıl daha başımızı dinleyelim, huzurumuzu bozmayalım deyip hayır oyunu kullanırsınız. 

25 Aralık 1999 tarihinde Çankaya’da düzenlediği basın toplantısında 1999 yılının iç ve dış gelişmelerini değerlendiren ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dönemin koalisyon hükümetiyle (DSP, MHP, ANAP) kendini şöyle karşılaştırdı:

Bu hükümet üç partiden müteşekkil. Her üç partinin de kendine göre görüşleri, bakışları, sorunları, dün söylediği laflar var. İkide bir önüne getirip korlar, sen dün bunu söylemedin mi, diye. Herkes benim gibi ‘Dün dündür, bugün bugündür‘ deyip çıkamaz işin içinden, alınganlığa girer.

Süleyman Demirel 22 Temmuz 1976 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan, Abdi İpekçi’yle yaptığı görüşmede şu sözleri sarf etti:

12 Mart öncesinde Türkiye’yi rahatsız edenlerin hepsi mahkemeye gitmiştir. Bunların içinde bir tane sağcı yoktur… Bunların hepsi beyinleri yıkanmış aşırı solculardır… Bugün için de Türkiye’de sağ tedhişçi (yıldırıcı) diye bir grup yoktur. Sadece sol ekstrem, sol tedhişçiler vardır. Mektepteki kavgalara iştirak edenler ve mekteplerdeki ölüm hadiselerine iştirak edenleri sağ tedhişçiler diye adlandırmanın fevkalade yanlış olacağı kanaatindeyim.

İpekçi’nin, “Nasıl adlandırmak lazım efendim onları?” sorusu üzerine de şunu ekledi:

Kavga ediyorlar işte iki grup. İki grup kavga ediyor.