Arşiv

Tag Archives: sanat

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı 13 Şubat 2012’de Whitney Houston’ın ölümü ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Bundan önce birçok ünlünün ölümünde olduğu gibi, batılılar tarafından örnek şahsiyetler olarak sunulan karakterler, son anlarında, yalnız başlarına bir köşede hayatlarını kaybediyorlar. Maddi anlamda ulaşabileceği en son noktaya ulaşmasına rağmen, maddenin tatmin edemediği hayatının anlamını, uyuşturucunun karanlık dehlizlerinde arayan Houston, aynı Marilyn Monroe, Elvis Presley, Michael Jackson, Ammy Winehouse gibi son nefesini alkol ve uyuşturucu komasına girerek verdi. Statları, salonları dolduran binlerce gencin rol modelleri olan, her yaptıkları haber olan, paparazzileri peşlerinden koşturan, dünyanın en mutlu insanları olduğu zannedilen bu şahısların, aslında ne kadar acınacak bir durumda olduklarını, bu yaşadıkları ibretlik sonlar açık bir şekilde gösteriyor. … Whitney Houston’ın ölmeden önce en son seslendirdiği parçanın adının “Yes Jesus Loves Me” yani “Evet, İsa Beni Seviyor” olması, bütün insanlığın din gerçeğine olan ihtiyacını belgeliyor… Bizlere yakışan, dünyaya, adaleti, barışı ve huzuru getirebilecek tek çözüm olan, kendi inancımıza ve medeniyet değerlerimize sahip çıkarak, aynı şanlı tarihimizde olduğu gibi yeniden ayağa kalkmak ve insanlığı buhrandan kurtarmaktır.

1994’ün Temmuz ayında bir televizyon programı için röportaj veren dönemin Refah Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konu baleye gelince ve muhabir, kızlarının bale yapması hakkında ne düşündüğünü sorunca “Kızlarımın hamdolsun o tür idealleri, düşünceleri söz konusu değil” der. “Ben bir balerin olarak buraya gelseydim, benim elimi sıkarken yine bir sıkıntı duyar mıydınız?” sorusunu ise şu şekilde yanıtlar:

Yok, benim size ilk tavsiyem, bence bu mesleği bırakın, demek olurdu. Çünkü bir balerinin neler yaptığı, neler ortaya koyduğu ve nereye hitap ettiği ortada. Bunu farklı bir yorum olarak değerlendirebilirsiniz. Yani bu benim kendi kanaatimdir. Dolayısıyla çok açık ve net söylüyorum, bu noktada duyarlılığını belden aşağı indirmeyeceği her şeyde varım. Ama indirecek olanın karşısındayım. Çünkü şu anda kültür emperyalizminin en önemli dallarından biri, insanı belden aşağısıyla meşgul etmek.

Erdoğan 8 Ocak 1995’te bir gazetecinin “Siz baleyi ahlak dışı bulduğunuzu açıklamıştınız. Sizce bale seyretmeye gidenler sırf ahlaksızlık için mi gidiyorlar?’’ sorusuna da şöyle yanıt verdi:

Onları kendilerine sormak lazım. Bana sordunuz ben kanaatimi öyle bildirdim. Bana öyle geliyor. … İlla baleyi oynamak ya da oynatmak mecburiyetinde değilim ve değilsiniz. Şu anda devraldığım belediyede hamdolsun böyle bir birim yok. Belediyede bale birimi olsaydı, kalkıp finansman ayırmam. Çünkü bana oy verenin tercihlerine saygı duymak zorundayım.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul 2 Ocak 2012’de yaptığı açıklamada desteklerini ne tür filmlere kaydıracaklarını şöyle açıkladı:

Destekler elbette ki devam edecek. Ama farklı bir destek, teşvik mekanizması gündemde. Seyirci üzerinden destek verilebilir. Türk filminin gişe yapanlarına bazı farklı nitelikte destekler gündemde. … Eskiden kahramanlık filmlerine, tarihi Türk filmlerine gidilir, çıkıldığı zaman onun etkisinde kalınırdı. Bir Malkoçoğlu vesaire etkilerdi. Bu yadsınamaz bir şeydi. Yani insanlar aslında bunu şu anda da yaşıyorlar. Ama çok kısa zamanlı ve bastırılmış şekilde yaşıyorlar. Çünkü duygularını promote edici bir halden ziyade, orada hapsedilmiş bir benlik içinde kaldılar. İnsanların bir hafta sonra da gülümseyerek veya üzülerek, hüzünlenerek tekrar yaşayabilecekleri filmleri göstermemiz lazım. Biz bunu gösteremediğimiz, yerli yapımlarda bunu çoğunluk haline getiremediğimiz zaman sinemaya olan ilgiyi artırmamız çok kolay değil.

Bakanlığımız tarafından daha önce yapılan çalışmalar var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Türk ailesinin yapısını güçlendirici eserlerin ortaya çıkmasında çok istekli, çok da haklı. Ben de bu konuda aynı şekilde düşünüyorum. … Yani daha arzu edilen, insanların ailesiyle beraber, çoluk çocuk gidebileceği ürünlere de ihtiyacımız var. Bunlar az. Bunların sayılarının çoğalması lazım. 

27 Mart 2007’de dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Ankara’da bir toplantı çıkışında AKM’nin yıkılmasıyla ilgili tartışmalara ilişkin soruları Melih Gökçek’le birlikte yanıtladı.  Önce AKM’nin 1970’te yanmasına değinen ve bu yangını çıkardığı 12 Mart sonrası iddia edilen kişilerin beraat etmiş; yangının elektrik kontağından çıktığı tespit edilmiş olmasına rağmen şöyle dedi:

 …Ancak maalesef o günün anarşist komünistleri -bunu da söylüyorum, sanatın dostu kim, sanatın içine tüküren kim, sanatı yakan kim, sanatı yapan kim bilsinler diye- burada burjuvalar eğleniyor diye sabote ettiler ve yaktılar.

Ardından AKM’nin yıkılmasını protesto eden sanatçılara seslendi:

‘Efendim biz bu iki sene içinde ne yapacağız, sanat yapmayacak mıyız?’ diyorlar. Valla bu mazeretleri benim çok hoşuma gitti. Ne kadar da düşkünlermiş sanat yapmaya; onun için diziden vakit bulup da yapmıyorlar ya. Arkadaşlar kimse siyasi hadiselerden dolayı, hizmet edenlerin üzerine gelmesin. Gelirlerse gelsinler, ben Türkiye’nin her tarafında varım.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 10 Ocak 2011’de düzenlenen bir basın toplantısında, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hasan Harakani’nin türbesinin hemen yanı başında bir ucube oraya koymuşlar. Bir garip bir şey dikmişler” derken İnsanlık Anıtı‘nı kastetmediğini şu sözlerle savundu:

Haksız ve abartılı bir yorum oldu. Ben Kars gezisinde Sayın Başbakan ile birlikteydim, Başbakanın ağzından hiçbir mekanda heykel sözü çıkmadı. Fakat Kars’a gittiğimizden bu yana Kars’ın tarihsel, şehir dokusuyla bağdaşmaz çok sayıda yapılaşma görmenin üzüntüsünü yaşadı ve bunu çeşitli vesilelerle ifade etti. … Biz hiçbir sanatkarın emeğine saygısızlık göstermeyiz, hiçbir sanatkarın emeğini yıkıp kaldırıp atmaya kalkışmayız. Bunlarla ilgili haksız, olumsuz nitelemeler yapmayız. … Heykele inhisar edilmesi bence biraz talihsizlik.

Bu açıklamanın ardından Erdoğan heykele ucube dediğini söylemiş, Bülent Arınç da Günay için, “Allah bizi o duruma düşürmesin” demişti.

AKP Kemer İlçe Başkanı Zafer Yaman, heykeltıraş Zafer Sarı’nın Aşk Yağmuru isimli heykelinin açılışından bir hafta sonra, 5 Eylül 2007’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Kemer’in merkezine yapılan heykelin manası ve anlamı nedir? Neye hizmet ediyor? Ne amaçla yapıldı? Bundan sonraki heykelleri pozisyonu değiştirerek mi yapacaklar?

Ben o heykele baktığım zaman utanıyorum. Öncelikle Türkiye’deki ve dünyadaki kadınlar böyle bir heykeli hak etmiyor. Bu heykel resmen kadın haklarına saldırıdır. Kadın haklarından başka her şeye sahip çıkan kadın derneklerine de buradan çağrıda bulunuyorum; bu konuyla ilgilensinler.

Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra göreve gelen MHP’li Belediye Başkanı Mustafa Gül’ün ilk icraatlarından biri müstehcen olduğunu ifade ettiği heykeli kaldırtmak oldu.