Arşiv

Tag Archives: sansür

Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun internet sansürü 15 Mayıs 2011′ de Taksim’de binlerce kişi tarafından protesto edildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 31 Mayıs’ta NTV’ye verdiği demeçte protestodan da şöyle bahsetti:

Biliyorsun 15-20 kişi İstanbul’da miting yaptı, “pornoma karışma” diye pankart taşıdılar. Pornoma karışma diyen, afedersiniz parmak işaretini afişlerine taşıyan, bu garip insanların safında olmamalı. Bunlar yapacaklardır. GL Kaos diye bir şeyler taşıyacaklardır. Yani daha açık konuşmaya beni sevketmeyin. Toplumda böyle insanlar da olacaktır, düşünceleri de böyle olacaktır. Ama 72 milyonun düşüncesi böyledir diye kabul edemeyiz. Allah akıl fikir versin… Önce bana. Başkaları üstüne alınmasın.

20 Mayıs 2011 tarihinde Haber Türk kanalında Yiğit Bulut’un sorularını yanıtlayan Recep Tayyip Erdoğan YGS skandalını gündeme taşıyan gazetecilerden Abbas Güçlü’yle ilgili isim vermeden şu ifadeleri kullandı:

Burada da yine medya var. Medyada da bunları kimlerin sürüklediğini biliyorsunuz. Bana isim verdirtmeyin. İşi gücü zaten o kişinin, bu. … Ondan sonra dalga dalga bu illegal örgütlere kadar uzandı. Yürüyenlerin kaç kişi olduğunu biliyorsunuz, görüyorsunuz. Öğrenci tabii ne bilir! … O kişinin sürekli bu işin üzerindeki kampanyasını ben söylüyorum. Yani delil, belge falan değil. Mensubu olduğu yayın organının televizyonunda da, köşesinde de sürekli bu işi tahrik etti. Yani mahşeri vicdanda bunlar mahkum olacaklar. Olayları bu. Ve gelecekte tabii bunlar çok bedelini ağır ödeyecekler tabii.

Erdoğan 12 Nisan’da da şifre skandalına tepki verenler hakkında şöyle konuşmuştu:

Bir şey de çok açıkça belli. Herhalde birilerinin tezgahı bozuluyor ki bu işten çok rahatsızlar. … Zaman kaybı ile ikinci imtihanı engelleme gayretleri var. Sokaklara kimlerin döküldüğü de ortadadır. Provokatif eylemleri hiçbir zaman YGS’yi olumsuz yönde etkilememelidir.

Recep Tayyip Erdoğan 5 Haziran 2010’da katıldığı İnternet Habercileri Buluşması’nda yaptığı konuşmada internet gazetecilerine otosansür çağrısında bulundu:

Haberlerinizde, videolarınızda, görüntülerinizde bu ülkenin her türlü hassasiyetini gözetmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Tıpkı diğer medyada olduğu gibi, internette de sansürü, kısıtlamayı kabul etmiyoruz. Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul 2 Ocak 2012’de yaptığı açıklamada desteklerini ne tür filmlere kaydıracaklarını şöyle açıkladı:

Destekler elbette ki devam edecek. Ama farklı bir destek, teşvik mekanizması gündemde. Seyirci üzerinden destek verilebilir. Türk filminin gişe yapanlarına bazı farklı nitelikte destekler gündemde. … Eskiden kahramanlık filmlerine, tarihi Türk filmlerine gidilir, çıkıldığı zaman onun etkisinde kalınırdı. Bir Malkoçoğlu vesaire etkilerdi. Bu yadsınamaz bir şeydi. Yani insanlar aslında bunu şu anda da yaşıyorlar. Ama çok kısa zamanlı ve bastırılmış şekilde yaşıyorlar. Çünkü duygularını promote edici bir halden ziyade, orada hapsedilmiş bir benlik içinde kaldılar. İnsanların bir hafta sonra da gülümseyerek veya üzülerek, hüzünlenerek tekrar yaşayabilecekleri filmleri göstermemiz lazım. Biz bunu gösteremediğimiz, yerli yapımlarda bunu çoğunluk haline getiremediğimiz zaman sinemaya olan ilgiyi artırmamız çok kolay değil.

Bakanlığımız tarafından daha önce yapılan çalışmalar var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Türk ailesinin yapısını güçlendirici eserlerin ortaya çıkmasında çok istekli, çok da haklı. Ben de bu konuda aynı şekilde düşünüyorum. … Yani daha arzu edilen, insanların ailesiyle beraber, çoluk çocuk gidebileceği ürünlere de ihtiyacımız var. Bunlar az. Bunların sayılarının çoğalması lazım. 

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 5 Haziran 2010’da İnternet Habercileri Buluşması’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Youtube’un IP’lerini Atatürk’e hakaret içerikleri bulunduğu için yasakladık. Ancak Google, Youtube için Google’ın IP’lerini kullanmaya başlayarak sızmaya çalıştı. Kendileriyle defalarca toplantı yaparak isteklerimizi anlattık ama karşılığını alamadık. Bu ülkeyi Google mı yönetecek?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 24 Eylül 2010’da Columbia Üniversitesi’nde düzenlenen Dünya Liderler Forumu’na katıldı ve Youtube dahil binlerce siteye ulaşımın engellendiği Türkiye’deki internet sansürü hakkında şunları söyledi:

Bunun sansürle ilgisi yok. Bu, bizim vergi kanunlarımızın yetersizliğinden kaynaklanıyor. Hem hükümeti hem de meclisi, bu kanunları en kısa zamanda güncellemeleri konusunda teşvik ediyorum. Türkiye bunu yapmakta gecikmeyecektir.

Milliyet Gazetesi’nin 10 Ocak 1986 tarihli haberine göre, dönemin ANAP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keçeciler Playboy dergisinin 1967 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandığını ancak son zamanlarda bu “Seks sömürüsü yapan” dergilerin peş peşe yayımlanmaya başladığını belirtti ve şöyle devam etti:

Cemiyetimizin inanç ve değer hükümlerini hiçe sayan, aile yapısını ve ahlaki esasları tahrip eden, kadını bir  zevk ve şehvet vasıtası seviyesine düşürerek Türk anasını, Türk bacısını rencide eden bu nevi yayınları, mali kaynakları bulanık, amacı karanlık, gayesi süfli memleket ve millet düşmanlarının bizi temelden çökertmek için sahneye koydukları oyunların bir bölümü olarak kabul ediyoruz.

Hakkari, Çukurca saldırısının ardından 20 Ekim 2011’de Başbakan Tayyip Erdoğan, medya sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle görüştü. Toplantıya Aydınlık, Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerinin temsilcileri davet edilmedi. Toplantının ardından bir açıklama yapan Erdoğan, medyanın teröre hizmet etmemesinin yollarını konuştuklarını söyledi ve şöyle ekledi:

Elbette bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bunu, anti demokratik buluruz. Biz otokontrol yoluyla milli bir meselede medyanın da milli bir duruş sergilemesinin mücadeleye güç katacağına inanıyoruz. Nasıl ki biz terörle mücadele ederken demokrasi-güvenlik dengesini azami derecede gözetiyorsak, medyanın da halkın haber alma özgürlüğüyle terör propagandası arasındaki dengeyi gözetmesini bekliyoruz.

25 Mayıs 2005 tarihinde Muğla’nın Milas ilçesindeki Milas Anadolu Lisesi’nde düzenlenen bir şiir gününde, sunuculuk görevini üstlenen Ç.C., “Bizim şiirlerimiz bu kadar değil, susturulduk. Onların istediği şairlerden şiirler okuyabildik. Ama yine de size bir tane okuyacağım” diyerek, Nazım Hikmet’in Vatan Haini adlı şiirini okudu. Bunun üzerine gözaltına alınan liseli genç üç saat sorgulandıktan sonra serbest bırakılırken, Milas Kaymakamı Hulusi Doğan olayın ardından şunları söyledi:

Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen şiir dinletisinde bir öğrencimiz okulun belirlediği program dışı bir şiir okudu. Okunan bu şiirin siyasi içerikli olması nedeniyle, şiirin yasaklı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, öğrencinin ifadesine başvuruldu. Savcılık tarafından ifadesi alınan öğrenci daha sonra gece serbest bırakıldı.

Hulusi Doğan, olayın anaakım medyada yankı bulmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, öğrencinin gözaltına alınmasına dair bir talimatının olmadığını söyledi.

1 Haziran 2009’da eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Atatürk’e hakaret içeren bir video nedeniyle yaklaşık bir yıldır kapalı olan Youtube’un yetkililerinin kendisiyle görüşmeye ne zaman geleceğinin sorulması üzerine “As soon as possible” dedi ve ekledi:

…Türkiye’nin kendi video paylaşım sitesini kurması gerek. Ne işimiz var elalemin sitesinde?

Sütçüler Kaymakamı Mustafa Altınpınar, Sütçüler Kaymakamlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nden ilçedeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarına 15 Şubat 2005 tarihinde Orhan Pamuk’un kitaplarıyla ilgili olarak kendi imzasıyla bir yazılı talimat gönderdi:

Son günlerde kamuoyunda tartışılan ve yazar olduğu iddia edilen Orhan Pamuk adlı yazar, yurt dışında verdiği beyanatlarda onurunu her şeyin üzerinde tutan Türk milletini rencide edici asılsız iftiralarda bulunmaktadır. Bu azınlık ırkçısının asılsız iftiralarına karşı Türk milletinin elbette meşru müdafaa hakkı vardır. Bu itibarla tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız kütüphanelerini ve kitaplıklarını tarayacak ve adı geçen şahsa ait kitaplar ayıklanarak imha edilecektir. Konunun hassasiyetle takibini rica ederim.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in o dönem gündemdeki internet sansürlerini demokrasi yönünden eleştirerek “Bildiğiniz gibi birbirinden çok farklı amaçlara hizmet eden, binlerce web sitesi şu anda kapalı” demesi üzerine 27 Mayıs 2011’de Bursa’da gazetecilere yaptığı açıklamada Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç şu cevabı verdi:

Ruhsal dünyamızı koruyabilmek, zararlı alışkanlıkların önüne geçmek için bir filtre uygulaması veya bir önlem alınmasının topluma zararı değil, faydası var. Biz bu düşüncedeyiz. Sayın Boyner ya da böyle düşünenler iktidara gelirse porno siteleri ya da diğer konularda istediklerini serbest bırakabilirler. İktidara geldiklerinde düşünürüz.

Sansürü doğrudan pornoyla bağdaştırmasının kınanması üzerine ise 4 Haziran 2011 tarihinde:

Olmayan bir olaydan dolayı yapılan eleştiriye ağır cevap vermiş olabilirim, kabul ediyorum. Belki sussa idi özür dileyebilirdim.

dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Kasım 2008’de gazetecilerin CHP’ye çarşaflı üyelerin katılmasıyla ilgili  sorularını yanıtlarken, YouTube’daki videolara bakıldığında partiye değil çarşaflı, türbanlı üyelerin bile katılamadığının görüldüğünü söylemesi üzerine, gazetecilerin “YouTube’a girilemiyor” hatırlatmasıyla şu sözleri sarf etti:

Ben giriyorum, siz de girin.

Recep Tayyip Erdoğan 13 Nisan 2011’de, Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi konuşması sırasında Ahmet Şık’ın yayımlanmadan toplatılan “İmamın Ordusu” isimli kitabı hakkında sorulan bir soruya verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:

Bombayı kullanmak suçtur. Ama bombanın hazırlanmasındaki malzemeleri kullanmak da suçtur.