Arşiv

Tag Archives: yargı bağımsızlığı

Recep Tayyip Erdoğan 25 Ocak 2012’de katıldığı, Zaman gazetesinin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla düzenlenen törende Zaman’ın gazetecilik anlayışını övdükten sonra, yanlı gazeteler, basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler hakkında konuştu:

Biz, bize yapılanın başkasına yapılmasına razı olamayız. Geçmişte yaşanan acıların bugün ve gelecekte yaşanmaması bizim en önemli hedeflerimizden birisidir. İşte onun için hiç yüksünmeden, hiç gocunmadan ifade özgürlüğünün önünü açtık. Herkesin özgürce, istediği dilde konuştuğu, yazdığı, kimsenin üzerinde baskı, tehdit hissetmediği bir atmosfer inşa etmenin mücadelesi içerisinde olduk. Hakarete karşı çıktık ama eleştiriye asla. … Şu ifadelerimi altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum: Türkiye’yi gazeteci tutuklayan, gazetecilere baskı uygulayan bir ülke gibi sunmak, kendi ülkesini bu şekilde şikayet etmek, bundan da haz duymak vatan millet sevgiyle uyuşmaz. Biz tutuklu ve mahkum gazetecilerle ilgili olarak defalarca açıklama yaptık. Bunların isimlerini tek tek saydık, ne ile itham edildiklerini, neden ceza aldıklarını belgeleri ile ortaya koyduk. Adam polise saldırı düzenliyor, polisimizi şehit ediyor, cebinden gazeteci kimliği çıktı diye gazeteciler hapse atılıyor kampanyası yapılıyor, Anamuhalefet Partisi de işte bu şahıslara sahip çıkıyor. Gidip yurt dışında polis katillerine arka çıkmak suretiyle ülkesini kötülüyor. Ateşli silah bulundurmak, patlayıcı bulundurmak, evrakta sahtecilik, cinsel taciz, terör, darbeye teşebbüs. İçerideki gazeteciler dedikleri işte bu suç isnatları ile yargılanıyor. Medya terörün oksijeni olmaktan sakınması gerektiği kadar, özgürlük-terör dengesini gözetmek, bunun ayrımını da yapmak zorundadır. Hedef göstermek, teşvik etmek, çarpıtmak, karartmak, bu yolla masum canların katledilmesine zemin hazırlamak basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü olarak görülemez. Bu en başta basın özgürlüğüne, gazetecilere ve gazeteciliğe haksızlıktır. Batılılar tabii bunu anlamakta zorlanıyor. Çünkü onlarda darbeye omuz veren gazeteciler yok. 

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanıp Çevik Bir ve Yaşar Büyükanıt’ın yargılanmamasını eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 11 Ocak 2012’de şöyle yanıt verdi:

‘Çevik Bir niye geziyor?’ Bana ne ulan, geziyorsa git savcıya söyle, ver eline belgeleri atsın içeri. Geç bile kaldı bana sorarsanız. Laf mı şimdi bu. ‘Büyükanıt?’ Atın içeriye yatsın, bana ne yani bundan.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar 9 Ocak 2012’de, Trabzon’da katıldığı bir açılış töreninde henüz ilk duruşması görülmemiş olan ‘şike davası’ ile ilgili şu şekilde konuştu:

Trabzon gülerse Türkiye güler. Trabzon kalkınırsa Türkiye çok büyük mesaj verir. Şimdi bizim hakkımız olan Trabzonsporumuzun kupasını almak için de çok ince ayarlı bir çalışma yapıyoruz. İnşallah hakkı olan Trabzonsporumuzun kupasını da Trabzonspor’un müzesine getireceğiz. Allah inşallah bunu bize nasip edecek.

5 Ocak 2012 günü TBMM Genel Kurulu’nda yapılan kanun görüşmesi sırasında Uludere’de 35 vatandaşın hayatını kaybettiği bombalama gündeme geldi. BDP milletvekili Hasip Kaplan ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin arasında çıkan tartışmada Şahin, Kaplan’a “sana sabrediyorum” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti:

Ben hesabı veriyorum. Çünkü, biz hesap üzerine kurulmuşuz. Benim mahkemem var. Seninki gibi halk mahkemesi değil, uydurma mahkeme değil, insanlık dışı mahkeme değil. Benim mahkemem, savcım, müfettişim var. Şu anda çalışıyorlar.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay 18 Aralık 2011’de katıldığı bir televizyon programında, AKP hükümetinin yargıya müdahale ettiğine ilişkin tartışmalara ışık tutacak biçimde PKK operasyonlarını şu sözlerle değerlendirdi:

Tek yönlü uyguladığımız entegre bir stratejimiz var devlet olarak. Sınır ötesi operasyonlardan, KCK operasyonlarına hepsi koordinasyon içinde, tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmektedir.

AKP Amasya Milletvekili Naci Bostancı 16 Aralık 2011’de katıldığı “Erkan Tan’la Başkentten” programında seyirci yorumlarını okuyan Tan’ın “yargı bağımsız değil” yorumlarını hatırlatması üzerine çoğunluğu Ergenekon davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler hakkında şunları dedi:

Kim niye tutuklanmış? Gazetecilerden bahsediyorlar. 70 tane tutuklu gazeteci var deniliyor. Gidin bakın kim bu gazeteciler. Bu gazetecilerin büyük bir çoğunluğu örgüt üyesidir, cinayet işlemiştir, polis öldürmüştür, asker şehit etmiştir. Bir tane asker… gazeteci kimliği var. Ne diyeceğiz? Polisi, askeri şehit etmiş, sen gazetecisin, seni tutuklayamayız. Öyle mi diyeceğiz?

Naci Bostancı bir sonraki gün yaptığı açıklamada sözlerinin yanlış enformasyondan kaynaklandığını belirtti.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Kasım 2011’de Prof. Büşra Ersanlı’nın KCK operasyonları kapsamında tutuklanmasını şu gerekçelerle savundu:

Bir profesör tutuklanır mı? Bir kadın tutuklanır mı?’ Ben cevap veriyorum; kadın olduğu için tutuklanmıyor, profesör olduğu için tutuklanmıyor. ‘Dersimiz siyaset, konumuz ayaklanma’ eğitimini yapıyorsa birisi, yapmaya devam ediyorsa…Büşra Ersanlı Profesör Hanımefendinin 80 öncesi gençlik yıllarına bir yolculuk yapmanızı tavsiye ederim değerli arkadaşlar. Hangi suçtan, hangi komünizan faaliyetten mahkum olduğunu, cezaevinde yattığını, akrabalarının kim olduğunu, eniştesinin bu ülkede bir başka faaliyetten tutuklu olduğunu, bir başka sevdanın yolcusu olduğunu araştırırsanız görürsünüz. İsim vermek istemiyorum.